<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>motivasyon Kategorisi - Başucu Yazıları</title>
	<atom:link href="https://www.basucuyazilari.com/tag/motivasyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.basucuyazilari.com/tag/motivasyon/</link>
	<description>Duyulmamış Hikayeler, fıkralar, gündemdeki konular. Bizimle güzel vakit geçirmeniz dileğiyle.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Oct 2024 15:38:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.basucuyazilari.com/wp-content/uploads/2022/08/cropped-basucu-yazilari-favicon-1-32x32.jpg</url>
	<title>motivasyon Kategorisi - Başucu Yazıları</title>
	<link>https://www.basucuyazilari.com/tag/motivasyon/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kırlangıçları Hep Çok Sevdim</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/kirlangiclari-hep-cok-sevdim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2024 15:38:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayvalık’ta bir açık hava otelindeyim, resepsiyon da açıkta. Resepsiyonun köşesinde bir kırlangıç yuvası var; üç yavru, kafalar dışarda, gagalar açık. Anne ve baba gidip gelip yiyecek getiriyorlar ve ayrı zamanlarda geldikleri için birbirlerini görmüyorlar.&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/kirlangiclari-hep-cok-sevdim/">Kırlangıçları Hep Çok Sevdim</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Ayvalık’ta bir açık hava otelindeyim, resepsiyon da açıkta. Resepsiyonun köşesinde bir kırlangıç yuvası var; üç yavru, kafalar dışarda, gagalar açık. Anne ve baba gidip gelip yiyecek getiriyorlar ve ayrı zamanlarda geldikleri için birbirlerini görmüyorlar. Anne birinci yavruya yem veriyor, birazdan baba gelip ikinciye, anne tekrar geldiğinde üçüncüye, baba gelip birinciye. İnanılır gibi değil, sırayı hiç şaşırmadılar: ADALET.</p>
<p>Akşama doğru sudan çıktım, baktım yuvaya siyah bir kedi yaklaşmış. O ufacık ana baba canhıraş bir şekilde dalıp, çıkıp kediyi uzağa kadar kovaladılar: CESARET.</p>
<p>Otel sahibi şunları anlattı: bahar başlarında göçten döndüklerinde yuvanın bulunduğu bölümün kapalı olduğunu görünce, resepsiyon görevlisinin kaldığı odaya girip çıkıp onu uyandırmışlar: AKIL.</p>
<p>Sabah su içmek için fiskiyenin üzerinde dolaşıp çığlıklar atıyorlardı, ta ki fiskiye açılana kadar: İLETİŞİM.</p>
<p>Yuvalarını öyle bir yaparlar ki yıllarca dayanır: KALİTE.</p>
<p>Yazları sıcak ülkelere göç ederler: YENİLİK.</p>
<p>Onların yaptığı yuva, diğer kuşların saman çöplerini üst üste koyarak yaptığı dingildik yuvalara hiç benzemez. Benzer bir yuva yapabilen başka bir kuş yoktur: FARKLILIK.</p>
<p>Hiç kırlangıçları bir yerde pineklerken hatırlıyor musunuz?</p>
<p>Devamlı uçarlar: ÇALIŞKANLIK.</p>
<p>İnanılmaz hızlıdırlar, su zerresini havada yakalarlar: HIZ.</p>
<p>Binlerce mil uzaktan hep aynı yuvaya dönerler. Ömürlerinin sonuna kadar yuvalarına bağlıdırlar: YURT SEVGİSİ</p>
<p>Kırlangıçları hep çok sevdim</p>
</div>


<p></p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/kirlangiclari-hep-cok-sevdim/">Kırlangıçları Hep Çok Sevdim</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayla Algan</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/ayla-algan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 22:11:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Katıksız bir Cumhuriyet yıldızı. Doğum tarihi bile “29 Ekim”… Şu sırada, 65 yıldır hiç eksilmeyen alkışların eşliğinde, 83 yaşının tadını çıkarıyor… Derler ki, onun için; tiyatroda, sinemada ve şarkıcılıkta Allah vergisi yeteneğinin üstüne yok.&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/ayla-algan/">Ayla Algan</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Katıksız bir Cumhuriyet yıldızı. Doğum tarihi bile “29 Ekim”… Şu sırada, 65 yıldır hiç eksilmeyen alkışların eşliğinde, 83 yaşının tadını çıkarıyor…</p>
<p>Derler ki, onun için; tiyatroda, sinemada ve şarkıcılıkta Allah vergisi yeteneğinin üstüne yok. Ve yine derler ki; oyunculukta ve şarkıcılıkta Hollywood&#8217;un Oscarlı yıldızı Barbra Streisand&#8217;ın Türkiye versiyonu.. İşte, tam burada “Hooop!” deyip, frene basacaksınız. Çünkü çoktan köşesine çekilmiş 78&#8217;lik Dünya Starı Barbara, olsa olsa, bizim “medarıiftihar”ımız Ayla Algan&#8217;ın kopyasıdır. (Bakın burası çök önemli…)</p>
<p>Bir röportajda soruyorlar Ayla Algan&#8217;a: “Funny Girl filmi için Brice rolü Barbara Straisand&#8217;dan önce size teklif edilmiş ama kabul etmemişsiniz; neden?”</p>
<p>Sanatçımızın cevabı şu: “Columbia Pictures, Funny Girl için sekiz yıllık mukavele imzalatmak istiyordu… Marlon Brando bana, ‘Columbia Pictures&#8217;dan hala kendimi satın alamadım&#8217; dedi; ‘o kontratı imzalattılar mı, ne istiyorlarsa oynatıyorlar, porno bile… Bunun için imzalamadım!”</p>
<p>Bırakın, bizim memleketi, dünyanın sayılı sahne yıldızlarından biridir Ayla Algan. Her sanatçıya nasip olmayan özellikleri vardır. Tiyatro sanatçısıdır, sinema oyuncusudur ve olağanüstü bir şarkıcıdır…</p>
<p>Şiirlerini İngilizce, Fransızca ve Almanca okuyarak, Yunus Emre&#8217;yi dünyaya tanıtan bir ustadır…</p>
<p>Halka mal oluşunun miladı, mizahi bir dille seslendirdiği “Koca Öküz” türküsüyle başlar…</p>
<p>Tiyatroda ise, “Hamlet” rolünü oynayan dünyadaki sayılı “kadın oyunculardan biri” olarak tarihe geçti… Bu yüzden, yıllarca “Erkek Hamlet” olarak anıldı…</p>
<p>Sayısız filmde oynadı… 1966&#8217;da vizyona giren, Yeşilçam&#8217;ın başyapıtlarından “Ah Güzel İstanbul”daki kolay <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/para-kazanma/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="para kazanma">para kazanma</a> uğruna İzmir&#8217;deki evinden kaçıp İstanbul&#8217;a “artist” olma hevesiyle gelen “Ayşe” rolü hala hafızalarda tazeliğini koruyor… O “kara komedi” türündeki filmle Türkiye&#8217;de değil ama İtalya&#8217;da “en iyi kadın oyuncu” ödülüne layık görüldü… Hem de yarım asır önce!</p>
<p>1972&#8217;de Devlet Sanatçısı unvanı ile onurlandırıldı.</p>
<p>İnanır mısınız? Hala kamera karşısında… Dört yıl önce, bir sezon boyunca “Kurtlar Vadisi Pusu” dizisinde başrol çekti… Çıkardığı oyuna herkes parmak ısırdı… Dizi sona erdi; o ne dedi biliyor musunuz: “Bu, benim için maneviyatı çok yüksek bir <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/karakter/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="karakter">karakter</a>… Benden başkası oynasa role yazık olurdu…” Hey babam, be…</p>
<p>Tüccar baba ve ressam annenin tek kızıydı. Girit&#8217;ten gelmişti ailesi. Piyanoyu beş yaşında öğrendi. Ortaokulu İstanbul&#8217;daki Notre Dame de Sion&#8217;da, liseyi Fransa&#8217;daki Versay Lisesi&#8217;nde tamamladı… Henüz lise öğrencisiyken, sanatçı Beklan Algan&#8217;la evlendi. Amerika&#8217;da tiyatro eğitimi aldı… Yeşilçam&#8217;a, Ertem Göreç&#8217;in “Karanlıkta Uyananlar” filmiyle adım attı…</p>
<p>Şarkı sesi o kadar çarpıcıydı ki, 1971&#8217;de gelen “Olimpia” teklifi şöhretine şöhret kattı… “Olimpia&#8217;ya çıkan ilk Türk sanatçı” olarak tarihe geçti… Paris, bu sarışın Türk yıldızını ayakta alkışladı… Yedi yıl Fransa&#8217;da yaşadı… Turizm Bakanlığı&#8217;nın isteği üzerine, Yunus Emre&#8217;nin 650. yıl dönümü için albüm hazırladı…</p>
<p>Bulgaristan&#8217;daki Altın Orfe&#8217;de savaş karşıtı şarkısıyla ikinci oldu… “UNICEF Onur Ödülü”ne layık görüldü…</p>
<p>Polonya Sopot Festivali&#8217;nde, Kızılderililer için şarkı söyledi; dünya birinciliği kazandı…</p>
<p>Berlin&#8217;de tiyatro yaptı…</p>
<p>Ayla Algan&#8217;ın güzelliği nerede?.. Güzelliği şurada… 60 küsur yıldır kenara çekilmedi; yaşamının her saatine, her dakikasına tiyatroyu, sinemayı ve şarkıcılığı sığdırdı… Üstelik, hala oyunculukla iç içe… Hem oynuyor, hem artist yetiştiriyor…</p>
<p>Bitiriyoruz… Ayla Algan, bu işte !… Sanat yaşamı başarılarla dolu, yüce bir kadın… Tiyatroda, sinemada, müzikte; sanatın her alanında çok güçlü…</p>
<p>Fırsatınız olursa “Hey Koca Öküz”ün videosunu izleyin… Evdeyken bile, ayağa kalkıp alkışlayacaksınız; kesin…</p>
<p>Bu büyük sanatçı, bitip tükenmeyen enerjisini sevgiden alıyor… Yüzü gülüyor. O gülünce, çevresinde gülen <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/yuzler/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="yüzler">yüzler</a> oluşuyor… Gülmeyeni bile gülümsetebiliyor…</p>
<p>İyi ki Türkiye&#8217;nin Ayla Algan gibi bir çınarı var!</p>
<p>Sonsöz: “Aç kalırım, kötü rol oynamam; kötü karakter canlandırmam… / Ayla Algan…</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/ayla-algan/">Ayla Algan</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selma Rıza</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/selma-riza/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 22:10:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Korkuyla evin penceresinden bakan bir kadın ve dışarıda evi kuşatan bir sürü insan. Şeriat naraları atan bu kalabalık, büyük bir öfke içinde. Tek amaçları birazdan kaçacak olan bu kadını öldürebilmek… Bu kadın ki kızların&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/selma-riza/">Selma Rıza</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Korkuyla evin penceresinden bakan bir kadın ve dışarıda evi kuşatan bir sürü insan. Şeriat naraları atan bu kalabalık, büyük bir öfke içinde. Tek amaçları birazdan kaçacak olan bu kadını öldürebilmek…</p>
<p>Bu kadın ki kızların okumasını savunmuş, bir erkeğin 4 kadınla evlenmesine karşı gelmiş ve mirastan eşit pay alınmalı demiş. İki dudak arasından çıkan sözle bir kadını boşayamazsın demiş. İşte 31 Mart Ayaklanmasının patladığı saatlerde Meşrutiyet karşıtı softaların, onun kapısının önünde belirmesi için bu sebepler yeterliydi. ..</p>
<p>Ama aslında çok daha fazlası vardı. Çünkü içerdeki kadın, İttihat Terakki&#8217;nin tek kadın üyesi Selma Rıza idi. İlklerin ve teklerin kadını Selma Rıza. İlk kadın gazetecimiz ve  Sorbonne&#8217;da okuyan ilk Türk kadını Selma Rıza. Kızılay&#8217;ın kurucularından ve 20 yaşında Uhuvvet adlı romanı yazan Selma Rıza. Belki de en önemlisi, Milli Mücadele yıllarında Halide Edip mandayı savunurken, Halide Edip&#8217;e haddini bildiren Selma Rıza…</p>
<p>Ancak ne yazık ki öldüğünde cenazesine sadece 5 kişinin katıldığı Selma Rıza&#8217;yı bugün hangimiz biliyoruz?</p>
<p>Kaynak: Dilara Çelik, İttihat ve Terakki&#8217;nin Tek Kadın Üyesi Selma Rıza, Selanik Yayınevi, s.2</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/selma-riza/">Selma Rıza</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ADİLE NAŞİT Anlatıyor…</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/adile-nasit-anlatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 22:09:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24231</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Bizim Aile filminin çekimlerinde idik. Halit Akçatepe ile Münir Özkul, aralarında konuşup gülüşüyorlardı. Tarık Akan da, oturmuş bir köşeye dalıp dalıp gidiyordu, yanına gittim, çok samimi değildik, çorba içme saatiydi, çorba içtik ve ”&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/adile-nasit-anlatiyor/">ADİLE NAŞİT Anlatıyor…</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.sanalsosyal.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/087F8305-E0E6-4E22-8F31-03ECAD21CE92.jpeg" alt=""></figure>
<p>“Bizim Aile filminin çekimlerinde idik. Halit Akçatepe ile Münir Özkul, aralarında konuşup gülüşüyorlardı.</p>
<p>Tarık Akan da, oturmuş bir köşeye dalıp dalıp gidiyordu, yanına gittim, çok samimi değildik, çorba içme saatiydi, çorba içtik ve ” Hayırdır ” dedim, zor da olsa anlatmaya başladı;</p>
<p>‘Mühendislik fakültesindeyken, okula yakın bir yerde bir matbaacı arkadaşım vardı, Cebinden kitaplar basar, insanlar okusun diye uğraşırdı.</p>
<p>Bugün gelirken ona rastladım, İşleri bozulmuş, kapatmak zorunda kalacakmış dükkanı&#8217; dedi..</p>
<p>Çekimler iyi gidiyordu, Münir&#8217;in yanına gittim, Durumu anlattım, Yevmiye usulü çalışıyorduk, ne yapacağımızı da çok bilmediğimiz için bekledik.</p>
<p>Belki elimizden bir şey gelirdi. Münir bunu epey dert edindi. Hani o can alıcı sahne var ya; Münir&#8217;in o güzel tiradı.</p>
<p>Saim Bey&#8217; in kapısından içeri girer, “sen değil, ben büyüğüm ben” diye noktalar. İşte o sahnede, herkesin eli ayağı buz kesti, Yarım saat bir sessizlik oldu, Gün bitti, yevmiyeler dağıtıldı.</p>
<p>O gün ne olduysa, hepimiz 3&#8217;er yevmiye aldık. Münir 10 yevmiye almıştı. Herkes aldıklarını bir araya getirdi topladık ve Tarık Akan&#8217;a uzattık, Kabul etmedi. Zorla kabul ettirdik, beraber gidip matbaadaki işler düzelene kadar, her gün biraz daha destek olduk.</p>
<p>Bugün, Tarık&#8217; ın vesilesi ile o matbaa halen çalışıyor ve geçtiğimiz gün, 20 bin adet kitap basıp, tüm ülkedeki okul kütüphanelerine yolladı..”</p>
<p>Adile Naşit – 21.06.1985</p>
<p>Kitabın adı ne biliyor musunuz peki?</p>
<p>Yazının sonuna kocaman bırakıyorum:</p>
<p>#NUTUK..!</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/adile-nasit-anlatiyor/">ADİLE NAŞİT Anlatıyor…</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüzün Ahlak Yapısı</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/gunumuzun-ahlak-yapisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 22:08:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cambazın biri, eşeği yularından çekip gelmiş pazara. Bir başka cambaz yanaşmış: “Kaça bu eşek?” “Bin lira!” “Aldım gitti, ver elini helalleşelim!” Birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış: “Yahu görmüyor musun, bu eşek topal. Onun için&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/gunumuzun-ahlak-yapisi/">Günümüzün Ahlak Yapısı</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Cambazın biri, eşeği yularından çekip gelmiş pazara. Bir başka cambaz yanaşmış:<br />
“Kaça bu eşek?”</p>
<p>“Bin lira!”</p>
<p>“Aldım gitti, ver elini helalleşelim!”<br />
Birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış:</p>
<p>“Yahu görmüyor musun, bu eşek topal. Onun için ucuza verdi!”<br />
“O eşek topal değil, tırnağının arasına taş kaçmış. Bu nedenle topal sanıp ucuza elden çıkarmaya bakıyor!”<br />
Eşeği satana koşmuşlar:</p>
<p>“Yahu bu eşek topal değilmiş, tırnağına taş kaçmış!”</p>
<p>Satıcı gülmüş:</p>
<p>“Eşek topal olmasına topal da, öyle sansınlar diye taşı tırnağına ben koydum!”<br />
Alıcıya koşmuşlar:</p>
<p>“Yahu bu eşek gerçekten topalmış, taşı o koymuş. Seni de kandırdı, parayı aldı!”<br />
Alıcı dövünmeğe başlamış:</p>
<p>“Vay namussuz vay! Eğer verdiğim para sahte olmasaydı, beni kazıklayacaktı!”..<br />
Çağımız insanının ahlâk yapısının özeti…!<br />
Yalan söylediklerini biliyoruz.</p>
<p>Yalan söylediklerini biliyorlar.</p>
<p>Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar.</p>
<p>Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz.</p>
<p>Ama hâlâ yalan söylüyorlar. Bıkmadan usanmadan</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/gunumuzun-ahlak-yapisi/">Günümüzün Ahlak Yapısı</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu ağaç 40 farklı meyve veriyor!..</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/bu-agac-40-farkli-meyve-veriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 22:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sam Van Aken bir ilke imza atarak 40 farklı çeşit meyve veren bir ağaç yetiştirdi. New York&#8217;ta kapanacağını duyduğu bir meyve bahçesini satın alarak topladığı tüm meyveleri yıllar süren bir araştırma ile tek bir&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/bu-agac-40-farkli-meyve-veriyor/">Bu ağaç 40 farklı meyve veriyor!..</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Sam Van Aken bir ilke imza atarak 40 farklı çeşit meyve veren bir ağaç yetiştirdi.</p>
<p>New York&#8217;ta kapanacağını duyduğu bir meyve bahçesini satın alarak topladığı tüm meyveleri yıllar süren bir araştırma ile tek bir ağaçta topladı. İşte 40 farklı meyve veren ağacın hikayesi…</p>
<p>2008&#8217;de bir meyve bahçesinin kapanmakta olduğunu öğrenen Sam Van Aken burada bulunan 100-200 yıllık meyve ağaçlarının çok değerli olduğunu düşünerek burayı satın aldı. Daha sonra ise bu ağaçların meyvelerini tek bir ağaçta birleştirdi.</p>
<p>Syracause Üniversitesi&#8217;nde profesör olan Sam Van Aken çeşitli meyveleri birleştirerek yarattığı ağacı</p>
<p>“çentikli aşılama”</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://www.sanalsosyal.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/175397929_3715041771940067_3202976128622832472_n.jpg" alt=""></figure>
</div>
<p>isimli bir yöntem kullanarak yaptı. Van Aken, National Geographic&#8217;e verdiği röportajda bu fikrin aklına çocukluğunda gördüğü bir aşılama yönteminden esinlenerek geldiğini söyledi.</p>
<p>Van Aken yarattığı ağacın her bir aşamasını haritalandırıp şemalandırdı. Yarattığı ağaç üç yaşına geldikten sonra ana dallarına başka bir ağacın dalını aşılayarak nakil işlemini gerçekleştirdi. Böylelikle dal kendini özelliğini yitirip zaman geçtikçe aşılanan bitkiye dönüştü.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://www.sanalsosyal.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/174396787_3715042515273326_6639869565778714723_n.png" alt=""></figure>
</div>
<p>Van Aken verdiği röportajda</p>
<p>“Bu aşılamalarla birlikte, dört dal sekiz dal oluyor. Bir sonraki sene bu sayı onaltıya katlanıyor. Ardından da otuzikiye. Bu iş temelde sekiz dokuz yıllık bir çalışmanın ürünü” dedi…</p>
<p>Van Aken&#8217;in yarattığı 40 meyve veren bu ağacın meyveleri yaz aylarında yeni yeni oluşmaya başlıyor. Bahar geldiğinde ise verdiği çeşitli meyveler sayesinde ağaç rengarenk bir hale bürünüyor.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://www.sanalsosyal.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/175048409_3715042155273362_1056470095612188157_n.jpg" alt=""></figure>
</div>
<p>Van Aken</p>
<p>“40 Meyveli Ağaç”</p>
<p>olarak isimlendirdiği bu ağacı müzelerin, sanat merkezlerinin ve evlerin bahçelerinde yetiştiriyor…</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/bu-agac-40-farkli-meyve-veriyor/">Bu ağaç 40 farklı meyve veriyor!..</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selim Sırrı Tarcan</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/selim-sirri-tarcan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 22:05:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efsane beden eğitimi öğretmeni Selim Sırrı Tarcan, yüksek eğitim için gittiği İsveç’te duymuştu bu melodiyi… “Şakıyan üç kız” isimli bir şarkıydı. Jimnastikte kullanabilirim diye düşündü, notalarını kaydetti. Türkçe öğretmeni ve şair Ali Ulvi Elöve’den&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/selim-sirri-tarcan/">Selim Sırrı Tarcan</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Efsane beden eğitimi öğretmeni Selim Sırrı Tarcan, yüksek eğitim için gittiği İsveç’te duymuştu bu melodiyi… “Şakıyan üç kız” isimli bir şarkıydı. Jimnastikte kullanabilirim diye düşündü, notalarını kaydetti. Türkçe öğretmeni ve şair Ali Ulvi Elöve’den rica etti, söz yazmasını istedi. Birinci Dünya Savaşı’nın tamamen aleyhimize döndüğü, milletin derin ümitsizlik yaşadığı günlerdi. Ali Ulvi bey bu duygularla, İstanbul Moda’daki erkek öğretmen okulunun denize bakan odasında pencere kenarına oturdu, kareli defterine mavi mürekkeple yazmaya başladı, dağ başını duman almış…)</p>
<p>(İlk kez, 1916’da erkek öğretmen okulunun beden eğitimi gösterileri sırasında söylendi. Özellikle gençler tarafından öylesine sevildi, öylesine yüreklendirici bulundu ki, kulaktan kulağa tüm yurda yayıldı. Ezbere bilenler arasında, bu milletin kaderini ve tarihin akışını değiştirecek biri vardı.)</p>
<p>Mustafa Kemal…</p>
<p>İnce ince yağan yağmur altında Karageçmiş köyüne yürürken, gülümseyerek mırıldanıyordu.</p>
<p>Her geceyi güneş boğar</p>
<p>Ülkemizin günü doğar</p>
<p>Yol uzun da olsa ne var</p>
<p>Yürüyelim arkadaşlar!</p>
<p>Bu sözler, özgürlüğe, bağımsızlığa, cumhuriyete, demokrasiye, hukuka, bilime, sanata, akla mantığa atılan adımların sözleriydi… İzmir Marşı’yla hedefine ulaşan milli mücadelemizin Samsun’dan yola çıkışı, Gençlik Marşı’ydı…</p>
<p>Atatürk…</p>
<p>19 Mayıs’ın milli bayram ilan edildiği gün, 1938’de, hastaydı ama yine gülümseyerek şöyle diyordu:</p>
<p>“Anadolu’nun dağ başlarını, tekerleklerine çuval doldurduğumuz kırık dökük otomobillerle aşarken, yanımdaki arkadaşlarıma bu marşı söylemeyi adet edinmiştim.”</p>
<p>Dağ başını duman almış</p>
<p>Gümüş dere durmaz akar</p>
<p>Güneş ufuktan şimdi doğar</p>
<p>Yürüyelim arkadaşlar..</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/selim-sirri-tarcan/">Selim Sırrı Tarcan</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hafize Anne</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/hafize-anne/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 22:04:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabah kalktı evini güzel süpürdü ,sandukadan çıkardı bayramlık dantelleri…. Bugün bayram değildi belki ama evlatları gelirse bayram olacaktı Hafize annenin. Mutfağa gitti emekli maaşından ayırdığı parasıyla evlatlarının en sevdikleri yemeği hazırladı… Sonra dolaptan gül&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/hafize-anne/">Hafize Anne</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Sabah kalktı evini güzel süpürdü ,sandukadan çıkardı bayramlık dantelleri…. Bugün bayram değildi belki ama evlatları gelirse bayram olacaktı Hafize annenin.</p>
<p>Mutfağa gitti emekli maaşından ayırdığı parasıyla evlatlarının en sevdikleri yemeği hazırladı…</p>
<p>Sonra dolaptan gül suyunu çıkardı eline ,yüzüne birazda üstüne başına sürdü çocukları gelince mis gibi kokmak için.</p>
<p>Kapı çaldı sevinçli bir heyecanla koştu kapıyı açtı gelen üst komşunun yaramaz oğlu Aybars&#8217;tı.</p>
<p>_Ver elini öpeyim <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/hafiza/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="hafıza">Hafıza</a> anne sen benim ikinci  annem sayılırsın dedi.</p>
<p>Gülümsedi Hafize anne sarıldı Aybars&#8217;a yanaklarını okşadı….Mutfaktan getirdiği lokumları bir mendile sarıp verdi ona….Aybars&#8217;ın al  yanakları   nevaleyi kapmanın mutluluğuyla daha bir kızardı.</p>
<p>_Hoşcakal Hafıza anne görüşürüz dedi  Aybars  sonrada  merdivenlerden yukarı  koşarak  çıktı .</p>
<p>Biraz sonra kapı çaldı yine heyecanla kapıyı açtı.</p>
<p>Ellerinde çiçeklerle genç delikanlı;</p>
<p>_ Hafize Sultan siz misiniz? dedi.</p>
<p>_Evet benim dedi Hafize anne.</p>
<p>_Şuraya bir imza çiçek siparişiniz var dedi çiçekleri getiren genç delikanlı.</p>
<p>Hafize anne çiçekleri aldı içeri gitti…Üstündeki notu okudu notu küçük kızından geliyordu</p>
<p>_Anneler günün kutlu olsun annem yazıyordu.</p>
<p>Önce mutlu oldu sonrada kalbi hüzünlendi Hafize annenin demek bu anneler gününde yine  gelemeyecekti küçük kızı  belki de    kendi vicdanını susturmak   için göndermişti bu çiçekleri.</p>
<p>Oğlu zaten küstü geçenlerde  gelini annen her şeye karışıyor diye şikayet ettiğinden gönül koymuştu annesine.</p>
<p>Düşündü ilk kucağına aldığı anları, sonra nice uykusuz geceleri, emeklerini gözünden iki yaş damladı.</p>
<p>Olsun yerinde mutlu huzurlu olsunlar da razıyım onların hasretine dedi.</p>
<p>Duvardaki resme baktı “gördün mü efendi gelmediler kaldık yine baş başa napalım o kadarda yemek yapmıştık ya neyse” dedi Kısmet değilmiş dedi içi buruk..</p>
<p>Tek <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/kisilik/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="kişilik">kişilik</a> bir sofra  hazırladı kendine tam oturacakken  zil çaldı…Haylaz Aybars geldi herhalde kerata lokum kaldı mı? diye sormaya gelmiştir  yine diye  tebessüm etti..</p>
<p>Kapıyı açtı, kızı oğlu torunları kapıdaydı…Ne yapacağını şaşırdı sevincinden..</p>
<p>_Kızı gülümsedi ne o yoksa bizi içeri almayacakmısın dedi anne.</p>
<p>_Ne demek evladım beklemiyordum  sizleri girin içeri dedi sofra hazırlıyordum bende dedi..</p>
<p>Duvardaki  resmin yanına geldi..</p>
<p>Fısıltıyla;</p>
<p>_Gördün mü efendi unutmadılar annelerini  bugün benim bayramım boşuna çıkarmadım sandukadan bayramlık dantelleri dedi  mutlu mutlu.</p>
<p>O gün kaşık çatal sesleri birbirine karışırken çok mutluydu Hafize anne..Ailesinin yanında olduğu bu günde mutluluğu en derinden hissediyordu.</p>
<p>Ne kolaydı aslında bir anneyi mutlu etmek…Biz kolay  ve basit şeylerden mutlu olmayı unutmuşken onlar bizim mutluluğumuzla mutlu oluyorlar…Samimi içten bir gülüş, bir sarılış, bir öpücük yetiyor bile onlara çünkü onlar cennetin ayaklarının altında saklandığı annelerimiz…</p>
<p>Kıymetlerini  bilmek lazım hâlâ hayatta ve  öpülecek  elleri var iken.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/hafize-anne/">Hafize Anne</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Hüseyin Yılmaz</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/dr-huseyin-yilmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 22:02:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıl 1936… Denizli&#8217;nin Acıpayam İlçesi&#8217;nde görevli bir grup öğretmen havanın güzelliğinden faydalanıp pikniğe gittiler… Şahane doğanın kucağında eğlenirlerken keçilerini otlatan küçük bir çobanla karşılaştılar; yanlarına davet edip çay ikram ettiler, ismini sordular. Küçük çoban&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/dr-huseyin-yilmaz/">Dr. Hüseyin Yılmaz</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Yıl 1936…</p>
<p>Denizli&#8217;nin Acıpayam İlçesi&#8217;nde görevli bir grup öğretmen havanın güzelliğinden faydalanıp pikniğe gittiler…</p>
<p>Şahane doğanın kucağında eğlenirlerken keçilerini otlatan küçük bir çobanla karşılaştılar; yanlarına davet edip çay ikram ettiler, ismini sordular.</p>
<p>Küçük çoban ürkek bir sesle yanıt verdi:</p>
<p>–Hüseyin…</p>
<p>Öğretmenlerden biri yanındaki gazeteyi uzatıp “Okuma yazma biliyor musun, bunu okuyabilir misin?” diye sordu.</p>
<p>O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı o kadar azdı ki, okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanmaktaydı!..</p>
<p>Küçük Hüseyin okuma bilmediği için gazeteyi almayı kabul etmeyince öğretmen bu kez yaşını ve neden okula gitmediğini sordu..</p>
<p>Yanıt hazindi:</p>
<p>–Yaşım 12…</p>
<p>3 yaşında annemi, geçen yıl da babamı kaybettim!..</p>
<p>Talihsiz çocuğun aslında çok zeki olduğunu fark eden öğretmenler mutlaka okumasını tembihlediler…</p>
<p>Hüseyin, öğretmenlerin verdiği desteğin yarattığı heyecanla Denizli&#8217;de parasız yatılı okuluna kaydoldu..</p>
<p>Bir süre sonra katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin&#8217;e bir kitap armağan edildi.</p>
<p>O gece kitabı okuyup bitirdi ve ertesi gün Fen Bilgisi öğretmenine giderek şöyle dedi:</p>
<p>–Bu kitapta eksiklik var!..</p>
<p>Öğretmen çok şaşırdı.</p>
<p>Çünkü Hüseyin&#8217;in “eksiklik var” dediği kitap Görecelik Teorisini anlatıyordu!..</p>
<p>Hüseyin bu teorinin önemli bir parçasının kitapta bulunmadığını fark etmişti!..</p>
<p>Fen öğretmeni konuyu İstanbul Teknik Üniversitesi&#8217;ndeki hocası fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu&#8217;na mektupla bildirdi ve şu yanıtı aldı:</p>
<p>–Hüseyin liseyi bitirince yanıma gelsin!..</p>
<p>Albert Einstein&#8217;e uzanan yol!..</p>
<p>Hüseyin aynen öyle yaptı…</p>
<p>İTÜ Elektrik Mühendisliği&#8217;nde okumaya başladı…</p>
<p>Ancak yaptığı çalışmaları, ürettiği projeleri hocaları dahi anlayamıyordu.</p>
<p>O hocalardan biri “Bu çalışmaları ancak Amerika Boston&#8217;daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü&#8217;nde (MIT) görevli Prof. Dr. Morse bilir” deyip, mektupla ona gönderdi.</p>
<p>Gelen yanıt müthişti:</p>
<p>–Hüseyin&#8217;in bu yaptığını 5 yıl önce bir grup akademisyen buldu, ama bunu Hüseyin&#8217;in tek başına bulması olağanüstü bir şey…</p>
<p>Biz masraflarını karşılayacağız. Amerika&#8217;ya gelsin!..”</p>
<p>Hüseyin 1952 yılında yüksek elektrik mühendisi diplomasıyla İTÜ&#8217;den mezun oldu.</p>
<p>Bir gazetenin yaptığı kampanya ile toplanan parayla ABD&#8217;ye giden bir gemiye bindirildi.</p>
<p>Uzun bir yolculuktan sonra MIT&#8217;de Prof. Morse&#8217;un karşısına geçti.</p>
<p>Morse, Hüseyin&#8217;in tez hocası olacaktı ancak genç adamın İngilizcesi yetersizdi, profesörün söylediklerini tam olarak anlayamıyordu.</p>
<p>Onun da yolunu buldu, hocasına dönüp şöyle dedi:</p>
<p>–Write on the blackboard/ Tahtaya yazın!.</p>
<p>Hocasının tahtaya yazdığı tez konusunu defterine geçirdi ve üniversiteden ayrıldı.</p>
<p>MIT&#8217;de tez konuları genellikle 5 ile 9 yıl gibi bir sürede bitirilebiliyordu, ancak Hüseyin 3 ay sonra Morse&#8217;un karşısındaydı!..</p>
<p>Profesör, büyük bir şaşkınlıkla incelediği tezin mükemmel olduğuna karar verdi ancak MIT&#8217;de hemen diploma verilemiyordu.</p>
<p>Hüseyin başka dersler aldı ve 2 yıl sonra doktorasını alarak bu kez Princeton Üniversitesi&#8217;ne başvurdu ve orada dahi fizikçi Albert Einstein&#8217;ın öğrencisi oldu!..</p>
<p>Birkaç yıl sonra Boston&#8217;a dönüp, icatları destekleyen bir firmada çalışmaya başladı.</p>
<p>İlk büyük buluşunu 1960&#8217;ların başında yaptı.</p>
<p>–Sesle kumanda edilen bilgisayar!..</p>
<p>Cumhuriyetin erdemi!</p>
<p>Daha inanılmazı da var:</p>
<p>–Hüseyin, 1958 yılında çalışmalarını yakından izlediği Einstein&#8217;ın kendisi kadar ünlü “Fonksiyon Teorisi”nde eksiklikler tespit etti ve bunu bir mektupla kendisine de bildirdi, iyi mi!..</p>
<p>Ancak mektup ulaşmadan Einstein öldü!..</p>
<p>Hüseyin bu eksikliği ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca adeta kıyamet koptu.</p>
<p>Bilim dünyası ikiye bölündü!.</p>
<p>Ve Einstein&#8217;in kuramına karşı Hüseyin&#8217;in “Kütle Çekim Kuramı” da literatüre girdi!..</p>
<p>Bugün dünyada çok yaygın olarak kullanılan “Siri”, “Google”, “Now”, “Cortana” gibi sesli komut sisteminin mucidi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, 27 ocak 2013&#8217;te yaşamını yitirdi…</p>
<p>Şimdi… Gelelim kıssadan hisseye; kendimi de katarak soruyorum:</p>
<p>–Bu müthiş, bu dünya bilim tarihine kazınmış ismi içimizden kaç kişi biliyor acaba?!.</p>
<p>Daha acıklı bir soru sorayım.</p>
<p>Şayet Nobel Kimya Ödülü&#8217;nü kazanmasaydı, Mardin&#8217;de yoksulluk içinde başlayan yaşamını, dünyanın en önemli bilim insanlarından biri olarak sürdüren Prof. Dr. Aziz Sancar&#8217;ı kaç kişi bilecek, tanıyacak, gurur duyacaktı?!.</p>
<p>Dünyaca ünlü, adı tıp literatürüne geçmiş Beyin Cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil&#8217;i kaç kişi tanıyor, biliyor acaba?!.</p>
<p>Çok sesli müzik alanında harikalar yaratan müzisyenlerimizi;</p>
<p>Fazıl Say&#8217;ı, İdil Biret&#8217;i, Gülsin Onay&#8217;ı, Güner, Süher Pekinel kardeşleri, Suna Kan&#8217;ı, Gürer Aykal&#8217;ı bırakın dinlemeyi, izlemeyi, kaç kişi adlarını biliyor acaba?!.</p>
<p>Futbol dışında dünyada büyük başarılar elde eden sporcularımızı kaç yurttaşımız tanır çok merak ediyorum!..</p>
<p>Örnek çok, yüzlerce…</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/dr-huseyin-yilmaz/">Dr. Hüseyin Yılmaz</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varan Turizm</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/varan-turizm/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 22:01:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24244</guid>

					<description><![CDATA[<p>1963 yılının bir sonbahar günü… Varan Turizm&#8217;in o zaman Ankara&#8217;da bulunan Küçük Tiyatro&#8217;nun hemen bitişiğindeki terminalinden İstanbul otobüsü hareket etmek üzere. Terminalde bir hareketlilik var… 14-15 yaşlarında, Çocuğunun elinden tutmuş bir baba, otobüse yaklaşarak&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/varan-turizm/">Varan Turizm</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>1963 yılının bir sonbahar günü… Varan Turizm&#8217;in o zaman Ankara&#8217;da bulunan Küçük Tiyatro&#8217;nun hemen bitişiğindeki terminalinden İstanbul otobüsü hareket etmek üzere. Terminalde bir hareketlilik var…</p>
<p>14-15 yaşlarında, Çocuğunun elinden tutmuş bir baba, otobüse yaklaşarak kaptan şoföre:”Oğlum Galatasaray Lisesi&#8217;ne gidiyor, yatılı okuyacak. Onu yalnız gönderiyorum, İstanbul&#8217;da güvenilir bir taksiye bindirip okuluna yollar mısın?” diyip ekliyor: “Valizini de unutmasın.”..</p>
<p>Kaptanın cevabı “Elbette siz hiç merak etmeyin,” oluyor. Endişeli baba, nemli gözlerle, hareket eden otobüsün arkasından el sallıyor.</p>
<p>İki gün sonra baba, telaşlı bakışlar ve heyecanlı adımlarla terminale geliyor. “Oğlumu Taksim&#8217;den Galatasaray Lisesi&#8217;ne götüren şahsın kim olduğunu öğrenmek istiyorum,” diyor…</p>
<p>İstanbul terminalimizi arayıp soruyoruz; fakat ilginçtir ki arkadaşlarımız bize bu şahsın kim olduğunu söylemek istemiyorlar.</p>
<p>Babanın telefon numarasını alıp ona sonucu bildireceğimizi söylediğimizde ise daha fazla dayanamayan baba gözyaşları içinde anlatmaya başlıyor…</p>
<p>“Yahu kardeşim, o kişi kimse, oğlumla beraber idareye gitmiş. Kayıt işlemlerini tek tek tamamlatmış. Bavulunu taşımış, teslim edilen eşyaları almış. Sonra yatakhanede onun çarşafını sermiş, nevresimini takmış, dolabını yerleştirmiş.” Baba hıçkırarak anlatmaya devam ediyor…</p>
<p>“Ben ya da annesi gitseydik biz de aynısını yapardık,” diyor. Derin bir “oh” çekiyoruz. Oysa ki hiç de alışık olmadığımız bir şikâyet dinleyeceğiz korkusunu yaşıyorduk…</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://www.sanalsosyal.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/175277999_3718295878281323_4026647128106799055_n.png" alt=""></figure>
</div>
<p>Bu kez daha ısrarlı bir biçimde çocuğu okula götüren şahsın kim olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Epey uğraştan sonra da hayretle öğreniyoruz kim olduğunu…</p>
<p>Çocuğu Galatasaray Lisesi&#8217;ne götüren şahıs Nevzat Hüseyin Pekuysal… Şirketin sahibi…</p>
<p>Yıllar sonra kendisine “Nevzat Bey, bu olayı anımsıyor musunuz?” diye sorduğumuzda, gözleri doluyor ve insanın içine işleyen bakışlarını üzerimizde gezdiriyor…</p>
<p>“O baba bana dünyadaki en değerli şeyini, oğlunu emanet etmiş. Ben bu emaneti başkasına nasıl emanet edebilirdim ki?” diyor. ..</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/varan-turizm/">Varan Turizm</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onurlu Devlet Adamlığına bir Örnek&#8230;.</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/onurlu-devlet-adamligina-bir-ornek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:59:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin&#8217;e dair tarihi bir hikaye anlatayım… 1900′ lü yılların başı… Yer Mersin.. 1860 lı yıllarda başlayan Amerikan iç savaşı sonrası Çukurova&#8217;da  pamuk üretimi başlar ve Mersin Çukurova&#8217;nın ihracat ve ticaret merkezi haline gelir… Şehirde&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/onurlu-devlet-adamligina-bir-ornek/">Onurlu Devlet Adamlığına bir Örnek&#8230;.</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Mersin&#8217;e dair tarihi bir hikaye anlatayım… 1900′ lü yılların başı… Yer Mersin.. 1860 lı yıllarda başlayan Amerikan iç savaşı sonrası Çukurova&#8217;da  pamuk üretimi başlar ve Mersin Çukurova&#8217;nın ihracat ve ticaret merkezi haline gelir… Şehirde 12 konsolosluk ile çok sayıda yabancı acenta ve temsilcilikler vardır… Bir çok yabancı işadamı yaşamakta ve ticaret yapmaktadır… Yoksul ailelerin çocukları ise hamallık yaparak , yoğurt pazarından (bugün hala Yoğurt Pazarı olarak mevcuttur) veya limandan alışveriş yapanların yüklerini taşıyarak ailelerine katkıda bulunmaktadır… 12 yaşındaki Memet de bunlardan biridir….</p>
<p>Mersin&#8217;de yaşayan İngiliz Lord Thompson ,birgün yurt dışından gelen eşyalarını taşıtmak için Memet&#8217;i çağırır…. Memet ,eşyalar çok ağır olduğu için ilk anda kaldıramaz ,fakat çevresindekilerin yardımıyla yük Memet&#8217;in sırtına yüklenir…. Lord&#8217;un malikhanesinin taş avlusuna taşır yükü. Ve parasını ister… Fakat Lord ödemez parayı…. Memet ısrar edince elindeki topuzlu bastonla Memet&#8217;in kafasına vurur ve Memet oracıkta ölür…</p>
<p>O sırada Mersin&#8217;in başında yönetici olarak mutasarrıf Nazım Paşa bulunmaktadır…(Mutasarrıf ,Vali ile aynı yetkilere sahip idarecidir) Nazım Paşa olayı duyunca derhal lordu makamına çağırır…. Lord suçunu inkar etmez. <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/osmanli/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="osmanlı">Osmanlı</a> kanunlarına göre cezası ölümdür, fakat Lord İngiliz olmasına güvenir ve kapitülasyonlar uyarınca kendisine yargılama yapılamayacağını söylemektedir. Fakat Nazım Paşa lordu derhal tutuklatıp ,mahkemeye gönderir…. Olay İngiliz konsolosluğu aracılığıyla , Mersin açıklarında bekleyen İngiliz savaş gemisine ve İstanbul&#8217;a akseder.</p>
<p>İngiliz savaş gemisinin komutanı , Lord serbest bırakılmazsa , Mersin&#8217;i bombalayacağını söyler….. Nazım Paşa bunun üzerine şehirdeki yabancıların , Mersin dışına çıkışını yasaklar…. Lordu hızla mahkemeye çıkarıp , idam kararı verir. ve bugünkü Yoğurt Pazarı meydanında darağacı kurdurup asar…. Ayrıca savaş gemisinin şehri bombalaması halinde tüm İngilizleri asacağını söyler.!</p>
<p>Ve böylece şehir bombalanmaktan kurtulur… Konu padişah 2.Abdülhamit&#8217;e aksettiğinde artık çok geçtir , lord asılmıştır…. Zaten Nazım Paşa birkaç yıl öncesinde de Avusturya baş konsolosunu kovmuştur….. Yani vukuatlıdır… Abdülhamit&#8217;e İngilizler tarafından , Nazım Paşa&#8217;nın cezalandırılması yönünde büyük baskı vardır…. Abdülhamit bunun üzerine , Nazım Paşa&#8217;yı bir liman ve ticaret kenti olarak dış dünyaya açık olan Mersin mutasarrıflığından alır ve Kayseri mutasarrıflığına atar….</p>
<p>İşte 12 yaşındaki bir çocuk için , gözünü kırpmadan İngiliz Lordunu asan ,şehrin bombalanması tehditlerine dik durarak gerekli cevabı veren o Nazım Paşa; Nazım Hikmet&#8217;in dedesidir…</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/onurlu-devlet-adamligina-bir-ornek/">Onurlu Devlet Adamlığına bir Örnek&#8230;.</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evli olsan da olmasan da bunu okumalısın&#8230;</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/evli-olsan-da-olmasan-da-bunu-okumalisin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:57:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24248</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu akşam eve geldiğimde Eşim Akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tuttum ve ona söyleyeceğim şeyler olduğunu söyledim. Masaya oturdu ve sessizce yemeği yemeye başladı. Ve yine Gözlerinde o korkuyu gördüm… Bir an da kasıldım&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/evli-olsan-da-olmasan-da-bunu-okumalisin/">Evli olsan da olmasan da bunu okumalısın&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Bu akşam eve geldiğimde Eşim Akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tuttum ve ona söyleyeceğim şeyler olduğunu söyledim. Masaya oturdu ve sessizce yemeği yemeye başladı. Ve yine Gözlerinde o korkuyu gördüm…</p>
<p>Bir an da kasıldım ağzımı açamıyordum ama düşüncelerimi söylemem lazımdı. Ben boşanmak istiyorum. Sinirlenmedi Sözlerime karşılık vermedi, sadece sebebini sordu…</p>
<p>Bir cevap veremedim ve buna çok sinirlendi elinde ki Çatal Bıçakları fırlattı. Bana bağırdı ve Adam olmadığımı söyledi. Bu akşam tek kelime konuşmadık. Eşim bütün Gece ağladı. Farkındaydım Evliliğimiz ne olacağını merak ediyordu, ama onu tatmin edecek bir şey söyleyemeyecektim. Ben Jane&#8217;e aşık oldum, eşimi sevmiyorum artık…</p>
<p>Bu vicdan azabıyla bir <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/evlilik/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="evlilik">Evlilik</a> sözleşmesi hazırladım, Evi, Arabayı ve Şirketin 30% ona verecektim. Sözleşmeye kısa bir süre baktı ve yırttı. 10 yıl hayatımı paylaştığım bu Kadın bana yabancı olmuştu. Onun harcadığı zamana ve enerjiye üzülüyordum, ama geri dönemezdim, Jane&#8217;e çok aşık olmuştum. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, bu benim beklediğim bir tepkiydi. onun ağlaması benim hafiflememe sebep olmuştu. Bir süredir aklımdan geçiriyordum boşanmayı, bu fikir bende saplantı haline gelmişti ve şimdi bu duyguyu daha da güçlü hissediyordum ve doğru karardı…</p>
<p>Bir sonra ki akşam eve geç gelmiştim ve Eşimi Masada yazı yazarken gördüm. Çok uykum vardı ve Akşam yemeğini yemeden uyumaya gittim. Jane ile geçirdiğim o kadar saat beni yormuştu. Bir ara uyandım ve onu hala yazı yazarken gördüm Masa da. Ama bu benim Umurumda değildi ve başımı çevirip uyumaya devam ettim…</p>
<p>Ertesi sabah bana Şartlarını yazı halinde sundu. Benden hiç bir şey istemiyordu, sadece boşanmamızı ilan etmek için 1 ay müsaade istedi ve bu zamanda normal bir Aile gibi davranmamızı istedi. Bunun sebebi Oğlumuzun 1 ay sonra Sınavların olması ve bu dönemde ona bu yükü bindirmemekti. Bu kabul edilebilinir. Bir şey daha vardı, benden onu Evlilik Gecesinde onu kapıdan içeriye nasıl taşıdığımı hatırlamaktı, ve 1 ay boyunca her sabah onu Yatak odasında Kapıya kadar taşımamı istedi. Kafayı yediğini düşündüm, ama son günlerimizin iyi geçmesi acısından, kabul ettim…</p>
<p>Sonra bu şartlardan Jane bahsettim, yüksek ses ile gülüp bunun çok saçma olduğunu ve eninde sonunda Boşanmayı kabul etmek zorunda kalacağını söyledi…</p>
<p>Eşimle boşanma konusunu açtığımdan beri Fiziksel temasta bulunmadık. Bu sebepten ilk gün onu kucağıma alıp kapıya götürdüğümde tuhaf bir duygu yaşadım. Oğlumuz arkamızda duruyordu ve alkış yapmaya başladı ‘Babam Annemi kucağında taşıyor&#8217; bu onu çok sevindirmişti, Sözleri canımı acıtmıştı… Yatak odasından Evin Kapısına kadar 10 metre taşıdım. Eşim gözlerini kapattı ve kulağıma&#8217; Oğlumuza boşanmamızdan bahsetme&#8217; diye fısıldadı. Bende başımı öne eğerek tamam dedim, ve içime bir üzüntü çöktü. kapı önünde onu bıraktım Eşim Otobüs durağına gitti ve onu İşe götürecek olan Otobüsü bekledi. Bende tek başıma Ofise gittim…</p>
<p>2. Gün bu oyunu oynamak bize daha kolay gelmişti. eşim başını Göğsüme yasladı, ve onun kokusunu duydum. Birden Eşime uzun süredir bakmadığımı anladım. Ve onun Evlendiğim zaman ki kadar Genç olmadığını fark ettim. Yüzünde hafif çizgiler oluşmuş saclarına ak düşmüştü. Geçen yıllar öylesine yanından geçmemişti, O an kendime ona bununla neler yaptığımı sordum…</p>
<p>4. Gün onu kucağıma aldığımda bir güven duygusu yaşadım. Bu bana Hayatının 10 yılını Hediye eden Kadın…</p>
<p>5. gün bu güven duygusu daha da büyümüştü. bundan Jane bahsetmedim. Günler geçtikçe onu taşımak daha da kolaylaşmıştı, belki de bu sayede yaptığım antremandan dolayıydı bu…</p>
<p>Bir Sabah onu ne giyeceğini düşünürken izledim. İsyan ederek her gün kıyafetlerin biraz daha bol geldiğini söyledi. Birden onun ne kadar süzüldüğünü ve kilo verdiğini fark ettim. Demek ki onu her sabah daha kolay taşıyabilmemin sebebi buydu. Birden yüzüme yumruk gibi vurdu. Bu kadar Acıyı ve Üzüntüyü Kalbinde taşıyordu. farkında olmadan başını okşadım. O an Oğlumuz da geldi ve ‘ Baba Annemi taşıman lazım ‘ dedi. Bu <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/hayatimiz/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="hayatımız">hayatımız</a>ın bir parçası olmuştu, Babasının Annesini odadan Kapıya taşıması. Eşim Oğlumuzu yanına çağırdı ve ona sıkı sıkı sarıldı. Ben başımı cevirdim, son anda kararımdan vazgeçmek istemiyordum. Onu kucağıma aldım ve Yatak odasından Kapıya kadar taşıdım. Elini enseme koymuştu ve ben onu sıkı sıkı tutmuştum. Tıpkı Evlendiğimiz gün gibi…</p>
<p>Artık Huzursuzlanmıştım bu kadar kilo vermesinden. Son Gün onu kucağım da taşıdığımda hareket etmedim. Oğlumuz okuldaydı ve Eşime Hayatımızda ki yakınlığın ne kadar eksildiğini söyledim. Ofise gittim arabadan fırladım kapıyı kilitlemeden bunun için zaman yoktu. Her anın kararımı değiştirmesinden korkuyordum ve Merdiven den yukarı koştum, yukarı varınca Jane kapıyı açtı. Ona Karımdan boşanmayacağımı söyledim…</p>
<p>Şaşkın bir ifadeyle elini alnıma koydu ve ‘ Senin ateşin mi var&#8217; diye sordu. Üzgünüm Jane ama ben artık boşanmak istemiyorum dedim. Evliliğimizin renksiz kalması sevgi eksikliğinden değil, birbirimizin değerini unuttuğumuzdandı. Şimdi aklıma geldi ki, ona Evlendiğimiz Gün kapıdan içeri taşıyınca ömrümün sonuna kadar Sadakat yemini verdiğimi…….. Jane olayı anlayınca yüzüme bir tokat attı ve kapıyı kapatarak ağlamaya başladı. Hemen aşağı koşup ilk Çicekçiye gidip Eşime bir Buket çiçek aldım, üzerinde ki Karta da”&#8217;Seni her Sabah hayatımın sonuna kadar taşıyacağım”” …</p>
<p>Eve vardığımda yüzümü bir gülümseme kapladı, elimde Çiçeklerle yatak odasına gittim ve Eşimi yatağın üstünde Ölü buldum. Eşim aylardır Kanser ile savaşıyordu ve ben Jane ile ilgilenmekten bunu fark etmemiştim. Fazla yaşamayacağını bildiği için, beni Oğlumun bana negatif tutumundan korumaya çalışmıştı . En azından Oğlumun gözünde iyi bir Eş olarak kalmamı istemişti.</p>
<p>İlişkide ki küçük şeylerdir önemli olan. Villalar, arabalar çok paralar değil … Bunlar hayatı kolaylaştırır ama asla Mutluluğun temeli olamazlar…</p>
<p>İlişkine zaman ayır ve ilişkinin güven ve huzur anlamına gelecek şeylerle meşgul ol…</p>
<p>Mutlu bir beraberlik yaşa…</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/evli-olsan-da-olmasan-da-bunu-okumalisin/">Evli olsan da olmasan da bunu okumalısın&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÜNYAYI İYİLİK KURTARACAK!</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/dunyayi-iyilik-kurtaracak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:56:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Simit almak için sıraya girdim. Sıra çok kalabalıktı. 20 dakika kadar sırada kaldım. Hemen önümde bir kız çocuğu ve babası var. Babası gömlek düğmelerini boğazına kadar düğümlemiş. Tertemiz giyinmiş ancak kıyafetleri eski. Ayakkabıları kösele,&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/dunyayi-iyilik-kurtaracak/">DÜNYAYI İYİLİK KURTARACAK!</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Simit almak için sıraya girdim. Sıra çok kalabalıktı. 20 dakika kadar sırada kaldım. Hemen önümde bir kız çocuğu ve babası var. Babası gömlek düğmelerini boğazına kadar düğümlemiş. Tertemiz giyinmiş ancak kıyafetleri eski. Ayakkabıları kösele, eski ve yazlık. Anladım ki güngörmüş bir adam…</p>
<p>Çocuk iki de bir ‘&#8217;Hadi baba, acıktım gelmedi mi sıra daha?” diye söyleniyor…</p>
<p>Sonunda sıra onlara geldi. Adam bir simit istedi. Çocuk itiraz etti:</p>
<p>“Baba, ben tahinliden de istiyorum.” diye…</p>
<p>Babası “sus!” der gibi sessizce kaşlarını kaldırdı, “Olmaz!” demek istedi. ..</p>
<p>Bozuk birkaç adet parayı uzatırken paranın bir tanesi yere düştü, tezgahın altına gitti….</p>
<p>Adam diz çöküp almaya çalışırken,</p>
<p>Simitçi:</p>
<p>‘&#8217;Boşver be abi, önemli değil!” diye söyledi.</p>
<p>Baba kısık sesle:</p>
<p>“Abi başka paramız yok, eksik kaldı. Hakkını helal et!” deyince,</p>
<p>simitçi:</p>
<p>“Oturun sehpaya biraz; sıcak çıkınca ben getireceğim.” dedi…</p>
<p>Adam eksik para verme mahçubiyeti ile en köşeye oturdu…</p>
<p>Ben de bu arada simidimi alarak yan masalarına oturdum. Çay söyledim, zeytin de koydular yanına.</p>
<p>Bu arada izliyorum. Simitçi kızacak mı, sevecek mi diye. Neyse, geldi bizim simitçi içerden masaya doğru.</p>
<p>İki tabak yapmış, ama çok özel. Tabakların içine her şeyden koymuş sanki. Çocuğun istediği tahinliden, simit, börek, bu arada tatlılardan da unutmamış, silme iki tabak doldurmuş. Üç de çay geldi, simitçi de tabureye oturdu…</p>
<p>Ben pür dikkat onları izliyorum.</p>
<p>Kendi kendime, “adam kaç yıllık esnaf anlamış tabi, kim dilenci, kim aç kalmış, biliyor ve yanılmıyor.” diye içimden geçirdim…</p>
<p>Başladılar sohbete, bu arada tekrar tekrar çay içtiler…</p>
<p>Sonra baktım simitçi, biraz kağıt para çıkardı ve adamın gömlek cebine koyuverdi…</p>
<p>-“Yarın gel işine başla!” dedi…</p>
<p>Kısmete bak dedim. Adam parayı düşürdü diye üzüldüğü tezgah, şimdi ekmek parası kazanacağı dükkan oldu.  Neyse onlar kalkıp gidince, meraktan öleceğim sanki.</p>
<p>Hemen yanaştım simitçiye: -“Patron! Seni tebrik ederim” dedim. Hiç rencide etmeden babası ile küçük kızın karnını doyurdun.</p>
<p>Kimseye göstermeden de cebine üç-beş para koydun.  Allah Razı olsun, sayınızı çoğaltsın, ne iyi adamsın! “ dedim…</p>
<p>“Sağol.” dedi simitçi…</p>
<p>“Ona söylemedim; ama o benim ilkokul arkadaşım. Ben onu tanıdım ama o beni tanımadı. Yarın gelince söyleyeceğim kendisine bunu. Şimdi utanır ve üzülür de işe gelmez diye söylemedim. Biz ortaokulda devlet okuluna giderken, babası onu özel kolejde okutuyordu. Çok zengin bir ailenin çocuğuydu. Hepimiz ona imrenerek bakardık. Ne oldu kim bilir? Ne olduğun değil, ne olacağın önemli. Yeter ki içindeki insanlık yaşasın.”</p>
<p>Farkında olanlara ne mutlu…</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/dunyayi-iyilik-kurtaracak/">DÜNYAYI İYİLİK KURTARACAK!</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevmiyorum seni artık gözlerimi geri ver&#8230;</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/sevmiyorum-seni-artik-gozlerimi-geri-ver/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:54:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24252</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Körler Okulu öğrencilerinin ünlü ses sanatçısı Zeki Müren&#8217;e ne denli hayran olduklarını. Köşk Gazinosu&#8217;ndaki programı nedeniyle Ankara&#8217;ya bir gelişinde, çocuklara bir sürpriz yapmak istedim. Ve insansal yönünü yakından tanıdığım Zeki Müren&#8217;den, açık açık&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/sevmiyorum-seni-artik-gozlerimi-geri-ver/">Sevmiyorum seni artık gözlerimi geri ver&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Ankara Körler Okulu öğrencilerinin ünlü ses sanatçısı Zeki Müren&#8217;e ne denli hayran olduklarını. Köşk Gazinosu&#8217;ndaki programı nedeniyle Ankara&#8217;ya bir gelişinde, çocuklara bir sürpriz yapmak istedim. Ve insansal yönünü yakından tanıdığım Zeki Müren&#8217;den, açık açık bir istekte bulundum:</p>
<p>“Ankara&#8217;da bulunacağınız bu bir ay içinde, acaba bir iki saatinizi Körler Okulu öğrencileri için ayırır mısınız?” dedim. “Çocuklar sizi okullarında görmeyi ve kendilerine bir konuşma yapmanızı istiyorlar.”</p>
<p>Zeki Müren çocukların bu davetini kabul etti. “Görme engelli” çocukların kendisini “görmek” ve sonra da konuşma yapmasını istemeleri karşısında çok duygulandığını söyledi.</p>
<p>“Konuşma yapmam isteğiyle aslında ilk kez karşılaşıyorum” dedi. “Benden genellikle konuşma yapmam değil de, şarkı söylemem istenir hep…”</p>
<p>Körler Okulu öğrencilerinin bu konudaki görüşlerini biliyordum.</p>
<p>“Radyolardan ve plaklardan şarkılarınızı devamlı dinliyorlar, sesinizi çok yakından tanıyorlarmış ama…” dedim. “Sizle ilgili öğrenmek istedikleri o kadar çok şey varmış ki kafalarında… Size o konularda soru sormak, yanıtlarını da sizden duymak istiyorlarmış.”</p>
<p>Körler Okulu öğrencilerinin bir isteklerini daha, hem de kendi sözcükleriyle ilettim Zeki Müren&#8217;e: “Önemli bir istekleri daha var çocukların” dedim. “Sizi bir de görüp, yakından da tanımak istiyorlar.”</p>
<p>Kör öğrencilerin, kendisini “görmek” ve kendisini “yakından da tanımak” isteklerini duyunca Zeki Müren&#8217;in birden nasıl sarsıldığı, sonra donmuşçasına bir süre nasıl hareketsiz kaldığı, taaa 1967 yılının o günkü canlılığıyla, şu anda da gözlerimin önündedir. Kesin kararını o an verdi: “İsterseniz, çocukları daha fazla bekletmiş olmayalım” dedi. “Haydi bu cumartesi günü, yani üç gün sonra yapalım bu işi…”</p>
<p>“Milli Eğitim Ailesi” içinde “öğretici” kimliğinden bile önde gelen “eğitici” kimliğiyle tanınan ve çok kişi tarafından bu özelliğiyle şimdi de rahmetle anılan Şahap Akıllıoğlu, 1967 yılında Ankara Körler Okulu&#8217;nun yalnızca müdürü değil, okulun 300 öğrencisinin babasıydı da… Zeki Müren çapında bir büyük sanatçının, görmeyen çocuklarının isteklerini ciddiye alıp, onların içtenlikli davetine içtenlikle karşılık vereceği haberini duyunca müdür Şahap Akıllıoğlu, bu “ağır misafiri”, ağırlığına yakışır bir ağırlıkla ağırlamaya karar verdi.</p>
<p>Zeki Müren okula geldiğinde hiçbir öğrenci, bahçede ve koridorlarda olmayacak, bu değerli konuğun çevresini sararak kendisini asla rahatsız etmeyecekti. Yapacağı konuşmadan sonra isteyen her öğrenci Zeki Müren&#8217;e soru sorabilecekti ama, bir öğrencinin sorusu bitmeden başka bir öğrenci soru sormayacaktı.</p>
<p>Soru sormak isteyen her öğrenci yalnızca parmak kaldıracaktı, fakat asla “Ben, ben… Benim de bir sorum var” diyerek gürültü yapmayacaktı. Hiçbir öğrenci, gereksiz hareketler ya da gürültü yaparak değerli konuğun canını sıkmayacak, bu daveti kabul ettiğine onu, pişman etmeyecekti.</p>
<p>Öğrencilerin, Zeki Müren&#8217;i “görme” haklarını kullanabilmeleri için ise özel bir yöntem uygulanacaktı.</p>
<p>Öğrenciler, aralarından beş <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/kisilik/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="kişilik">kişilik</a> bir kurul seçecekler ve Zeki Müren&#8217;i tüm öğrenciler adına “görmek” görevi, bu beş kişiye verilecekti. Onlar “gördüklerini” daha sonra öteki öğrencilere “gösterecekler”di.</p>
<p>Ankara Körler Okulu&#8217;nun yedi yaşından onyedi yaşıma kadar kızlı erkekli tüm öğrencileri, Zeki Müren&#8217;in geleceği cumartesi günü okulun konser salonundaki yerlerini almışlar, tam bir saat sonra geleceği bildirilen konuklarını bir saat süreyle “çıt” çıkarmadan beklemeye başlamışlardı.</p>
<p>Bahçede ve koridorlarda ise, bir saatten bu yana değil bir öğrenci, bir okul görevlisi bile görünmüyordu. Okulunun bu büyük konuğunu Müdür Şahap Akıllıoğlu, bahçe kapısında karşıladı. Akıllıoğlu, sanatçı Zeki Müren&#8217;e müdür kimliğiyle resmen “Hoş geldiniz” dedikten sonra, çocuklarının davetini içtenlikle kabul eden “İnsan Zeki Müren”e ise, onların “babası” kimliğiyle “teşekkür” etti.</p>
<p>Zeki Müren, bir süre dinlenmesi için müdür odasına alındı. Odanın girişinde, ikisi kız, beş öğrenci, denetlenmeye hazır şeref kıtası erleri örneği dimdik bekliyordu.</p>
<p>Müdür Şahap Akıllıoğlu, onları konuğuna tanıttı:</p>
<p>“Bu öğrencilerimiz, okulumuzun üç yüz öğrencisi tarafından seçilmişlerdir” dedi. “Onların görevi sizi, arkadaşları adına görmektir.”</p>
<p>Zeki Müren boş bulundu, elini çocuklara doğru uzattı, fakat… Eli havada kaldı. Kendini birden toparladı ve havada duran elini kaldırdı çocukların başlarına götürdü, tek tek beşini de okşadı.</p>
<p>“Nasılsınız bakalım, çocuklar?” dedi. “Kim bilir bugün bana ne zor sorular soracaksınız, değil mi?”</p>
<p>Kimi sekiz, kimi dokuz, belki on yaşlarındaki çocuklar, Zeki Müren&#8217;e soru sormak yerine, ondan bir istekte bulundular:</p>
<p>“Biz, arkadaşlarımız adına sizi görmekle görevlendirildik” dediler. “Şimdi bizle konuşurken sesinizden, çok uzun boylu olduğunuzu anladık. Lütfen biraz çömelir misiniz? Çünkü sizi ancak öyle görebiliriz.”</p>
<p>Zeki Müren, Richter ölçeğiyle galiba sekiz şiddetinde bir sarsılmayla bir o yana, bir bu yana gitti, geldi, olduğu yerde. İmdat istercesine bir çaresizlikle Müdür Şahap Akıllıoğlu&#8217;ya baktı ve eliyle onun, “Lütfen çömeliniz” işareti yaptığını görünce, olduğu yerde çömeliverdi.</p>
<p>Sonra da, “Evet, çömeldim işte yavrularım” dedi. “Şimdi rahatça görebilirsiniz beni…” Çocuklardan biri, iki elini birden uzattı, parmaklarının uçlarını Zeki Müren&#8217;in yanaklarında dolaştırmaya başladı. Önce elmacık kemiklerini, göz çukurlarını yokladı, sonra da parmak uçlarını alnının, burnunun üstünde, çenesinin çevresinde dolaştırdı ve… Sıra saçlarına geldiğinde ise parmak uçlarını, konuğunun özenle taranmış saçlarında gezdirdi, tek telini bile bozmadan…</p>
<p>Sonra da, <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/heyecan/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="heyecan">heyecan</a>ını frenleyemedi, bir sevinç coşkusuyla haykırdı:</p>
<p>“Sizi gördüm, sizi gördüm” dedi Zeki Müren&#8217;e. Ve aynı coşkuyla gerisini de getirdi heyecanının:</p>
<p>“Sesiniz gibi, yüzünüz de çok güzelmiş, siz de çok güzelmişsiniz..”</p>
<p>Arkadaşının “işi”nin tamamlandığını anlayan sıradaki kız öğrenci, onu kolundan tutup, geri çekti:</p>
<p>“Madem gördün, kenara git biraz” dedi. “Şimdi sıra bende… Ben de göreceğim.”</p>
<p>Ve bu kez, o kız çocuğun parmak uçları dolaşmaya başladı Zeki Müren&#8217;in yüzünün her milimetre kareciğinde.</p>
<p>Çocukcağızın yalnızca elleri ve hatta bedeni değil, sesi de titriyordu heyecandan:</p>
<p>“Ay, ay…” dedi birkaç kez ve daha fazla frenleyemedi “ay, ay..”larını:</p>
<p>“Ay, sahiden çok güzelmişsiniz” dedi. “Sahiden de çok güzelmişsiniz, çok çok güzelsiniz…”</p>
<p>Zeki Müren&#8217;i yüzünde dolaştırdığı parmak uçlarının “gördüğü” her yeni bölge, onda yeni yeni heyecanlar, coşkular yaratıyordu. Ve “gördüğü” her yeni bölgede bu heyecanını yüksek sesle dile getiriyordu:</p>
<p>“Ay… Burnu da çok güzelmiş… Dudakları da öyle… Çenesi de çok güzel…”</p>
<p>O bunları söylerken sıradaki öteki arkadaşı sabredemedi, biri Zeki Müren&#8217;in yüzünü “görürken”, öteki kız çocuk ellerini uzattı, Zeki Müren&#8217;i, saçlarından “görmeye” başladı.</p>
<p>Kimi ilkokulda, kimi ortaokulda okuyan bu beş çocuğun beşi de, parmaklarının uçlarıyla Zeki Müren&#8217;i gördükten sonra, müdürden aldıkları izinle odadan çıktılar, konser salonunda, arkadaşlarının arasındaki yerlerini aldılar.</p>
<p>Yaşamında ilk kez karşılaştığı böylesi bir olay, Zeki Müren&#8217;i “tarifsiz kederlere boğmuştu.”</p>
<p>Bir söz söylense, gözlerinden oluk oluk yaşlar boşalacak; bir dokunan olsa, orada, olduğu yerde yığılıp kalacaktı.</p>
<p>“Haydi biz de gidelim çocuklara” dedi ve… Kendisine yol gösterilmesini beklemeden, odanın kapısına doğru yürüdü.</p>
<p>Ankara Körler Okulu&#8217;nun “Türk Sanat Müziği saz heyeti”, kendi de bir görme engelli olan müzik öğretmeninin dışında, tümüyle okulun öğrencilerinden oluşuyordu.</p>
<p>O müzik öğretmeni çocuklara yeni yeni “eser”ler öğretmekle kalmıyor, müziğe istekli görme engelli öğrencileri de yetiştiriyor, onları da birer “eser” yapıyordu.</p>
<p>Zeki Müren&#8217;in konser salonuna girdiğini gören değil, onun salona girdiği kendilerine fısıltıyla haber verilen sahnedeki bu “eserler topluluğu”nun bireyleri, birden ayağa fırladılar ve…</p>
<p>Türk müziği tarihindeki yerini çok öncelerden alan “Zeki Müren klasiklerinden birini, “Manolya”yı çalmaya başladılar.</p>
<p>Aynı anda salondaki tüm öğrenciler de ayağa kalktılar ve… Bir anda oluşturdukları üç yüz kişilik korolarıyla sahnedeki müziğe eşlik ederek, profesyonelleri bile gölgede bırakan bir düzen içinde, “Manolya”yı söylemeye başladılar.</p>
<p>“Uzun yıllar bekledim / Hakikat oldu rüyam / Koklamaya kıyama /Benim güzel manolyam” dizeleri, bir şarkıyı sözlendirmekten çok, yılla biri mi bir Zeki Müren sevgisinin yüksek sesle ilanı olarak yükseliyordu o an, orada…</p>
<p>Zeki Müren, bu sevgi çağlayanının içinden adım adım geçerek çıktı sahneye. Önce, “Manolya”nın devamını dinledi… Sonra da, o şarkının bitmesiyle başlayan üç yüz çift minik avucun içtenlikli alkışının akışına bıraktı kendini. Daha sonra da, böylesi sevgileri nedeniyle teşekkür üstüne teşekkür ettiği öğrencilerin, nefes bile almamacasına bir dikkatle ve hayranlıkla dinledikleri konuşmasına başladı.</p>
<p>Sıra sorular ve yanıtlar bölümüne geldiğinde ise öğrenciler, kendilerinden beklenilen bir düzen içinde tek tek sordular sorularını.</p>
<p>Zeki Müren, soruların tümün tane tane yanıtlamaya çalışıyordu ama… Kendisine soru sormak içi ayağa kalkan her çocuğu dinlerken birkaç kez yutkunuyor, zaman zaman da alt dudağını ısırıyordu. Her soruya verdiği yanıtta ise sesi, bira daha, biraz daha titrekleşiyordu.</p>
<p>Soru sorma sırası, sapsarı saçlarının örgüleri omuzlarından önüne sarkan, masmavi gözlerinin görmediklerine inanmak istemeyeceğiniz, sekiz ya da dokuz yaşlarında, güzeli güzeli bir kız çocuğa gelmişti.</p>
<p>Sorusunu sormak üzere kendisine söz verildiğinde o sapsarı saçlı, masmavi gözlü çocuk, sor sormak yerine bir istekte bulundu Zeki Müren&#8217;den:</p>
<p>“Sizi akşamları radyodan, kim zaman da plaklardan dinliyoruz hep” dedi. “Akşamları, radyodaki şarkı programlarınızdan birinde  ‘Sevmiyorum Seni Artık, Gözlerimi Ver&#8217; şarkısını söylerken, bizi düşünür müsünüz, lüften? Biz de o akşam radyoda sizin o şarkıyı söylediğinizi duyunca, ‘Zeki Müren şimdi bizi düşünüyor&#8217; diyerek sizi düşünürüz. O zaman aynı dakikalarda siz bizi düşünmüş olursunuz, biz de sizi düşünmüş oluruz…”</p>
<p>Çocuğun söyledikleri burada bitmişti ama, aynı noktada Zeki Müren&#8217;in de dayanma gücü bitmişti.</p>
<p>O dakikaya kadar kimi zaman yutkunarak, kimi zaman dudağını ısırarak tutabilmeye çalıştığı gözyaşlarını daha fazla tutamadı. Adları ister fren olsun, ister halat olsun, yeryüzünün hiçbir kuvveti, o andan sonra onun gözyaşlarını tutabilmesine yetmedi. Zeki Müren&#8217;in yüreğinde iki saatten buyana biriken gözyaşlarının tümü birden, kapakları kaldırılmış baraj duvarlarından fışkıran sular örneği gözlerinden boşaldılar, yatağından taşıp başıbozuk sel sularına dönüşüveren dereler, dereler, dereler örneği, yanaklarından taşarcasına akmaya başladılar.</p>
<p>Kendini biraz toparlayabildiğine inandığı an konuşmaya çalıştı ama…</p>
<p>Yalnızca, “Söz veriyorum yavrucuğum… O şarkıyı söylediğim her zaman…” diyebildi ve… Önce bir süre sustu, yere baktı, ayakkabılarına baktı, başını kaldırdı, salonun tavanına baktı, sonra hepsinden vazgeçti, yeniden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.</p>
<p>Artık saklayacak birşeyi kalmamıştı. Konuşmasını, hüngür hüngür ağlayarak sürdürdü: “Hepinize söz veriyorum yavrularım” dedi. “O şarkıyı bundan sonra söylediğim her zaman burayı, sizi, tek tek hepinizi düşüneceğim… Söz veriyorum… Hepinize söz veriyorum… O şarkıyı ne zaman söylersem, o an hep sizi düşüneceğim… Söz veriyorum…”</p>
<p>Sonra da, yine içini çeke çeke ağlayarak, çocuklardan kendisi de bir söz istedi: “Ben şimdi o şarkıyı burada sizin için söyleyeceğim” dedi. “Ben de sizden bir söz istiyorum. Siz de bundan sonra bu şarkıyı ne zaman duyarsanız, hep beni düşüneceksiniz, söz mü?”</p>
<p>Kocaman bir salon dolusu, gözyaşlarına bulanmış “Söz” geldi çocuklardan.</p>
<p>Zeki Müren, yaşamında belki ilk ve hatta galiba da son kez bir sahnede, müzik eşliğine gerek duymaksızın, yalnızca yüreğinin eşliğinde, şarkısına başladı:</p>
<p>“Sevmiyorum seni artık… Gözlerimi geri ver…”</p>
<p>Salonun bir o noktasından, bir bu noktasından, bir o yanından, bir bu yanından, sekiz, dokuz, on yaşlan çocuklarının hıçkırıkları yükselip yükselip alçalıyor, sahnede Zeki Müren&#8217;in zaman zaman ölçüyü kaçırıp, frenleyemediği hüngür hüngür boşalmaları ise, şarkının bestesine, yeni yeni sesler katıyordu…</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/sevmiyorum-seni-artik-gozlerimi-geri-ver/">Sevmiyorum seni artık gözlerimi geri ver&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepimiz Gidiciyiz</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/hepimiz-gidiciyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:50:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24258</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lübnan&#8217;ın en zengin insanı Eymen Bistani, Beyrutu en iyi noktadan gören hakim bir tepede Kendisine görkemli bir mezar yaptı, Oraya gömülmeyi vasiyet etti. İlahi kader farklı tecelli etti, özel uçağı denize düştü. Milyonlara mal&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/hepimiz-gidiciyiz/">Hepimiz Gidiciyiz</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Lübnan&#8217;ın en zengin insanı Eymen Bistani,</p>
<p>Beyrutu en iyi noktadan gören hakim bir tepede</p>
<p>Kendisine görkemli bir mezar yaptı,</p>
<p>Oraya gömülmeyi vasiyet etti.</p>
<p>İlahi kader farklı tecelli etti, özel uçağı denize düştü.</p>
<p>Milyonlara mal olan aramalar sonunda uçağı bulundu ama cesedine ulaşılamadı…</p>
<p>Lord Teshlid İngiltere&#8217;nin en zengin insanlarındandı,</p>
<p>Zaman zaman devlete bile borç veriyordu.</p>
<p>Malikanesinde oldukça büyük ve korunaklı bir odayı</p>
<p>Servet kasası olarak kullanıyordu.</p>
<p>Birgün hazinesine girdi ve yanlışlıkla kapıyı üstüne kapattı.</p>
<p>Oda çok özel inşa edildiği için, ne kadar bağırıp çağırdıysa,</p>
<p>Yardım istediyse de sesini kimseye duyuramadı.</p>
<p>Zaman zaman eve gelmediği için, evdekiler arama ihtiyacı hissetmedi.</p>
<p>Günler sonra cesedi bulunan Lord, bir şekilde parmağını kesmiş ve kanıyla şu cümleyi yazmıştı:</p>
<p>“Dünyanın en zengin insanı, açlıktan ve susuzluktan ölüyor!”.</p>
<p>Dünya hayatında mal ve Servetin her şeyi çözdüğünü sananlara duyurulur…</p>
<p>İnsanoğlu hayatı boyunca evden çıkar, sonra tekrar döner, ama bir gün çıkar bir daha da dönmez…</p>
<p>– Hayatında kimseye zulmetmemeye, kimseden nefret etmemeye, kimseyi yaralamamaya, kimseden kendisini üstün görmemeye özen gösterenlere müjdeler olsun, ne güzel bir ahlaka sahipler?..</p>
<p>Hepimiz gidiciyiz…</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/hepimiz-gidiciyiz/">Hepimiz Gidiciyiz</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>APPLE LOGOSU NEDEN ISIRIKLI !&#8230;</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/apple-logosu-neden-isirikli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24260</guid>

					<description><![CDATA[<p>Apple&#8217;ın ısırılmış elma logosu siyanüre bulanmış bir elmayı ısırarak intihar eden bir matematikçiye aittir.. Adı: Alan Turing İcadı: Bilgisayar Ünvanı: Yapay Zekanın Babası 1912&#8217;de İngiltere&#8217;de doğdu. Matematik, kripto analitik, bilgisayar mühendisliği ve biyoloji alanlarında&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/apple-logosu-neden-isirikli/">APPLE LOGOSU NEDEN ISIRIKLI !&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Apple&#8217;ın ısırılmış elma logosu siyanüre bulanmış bir elmayı ısırarak intihar eden bir matematikçiye aittir..</p>
<p>Adı: Alan Turing</p>
<p>İcadı: Bilgisayar</p>
<p>Ünvanı: Yapay Zekanın Babası</p>
<p>1912&#8217;de İngiltere&#8217;de doğdu.</p>
<p>Matematik, kripto analitik, bilgisayar mühendisliği ve biyoloji alanlarında uzmandı.</p>
<p>Nazilerin gizli yazışmalarda kullandığı Enigma kodlamasını çözdü. Almanlar&#8217;ın ünlü Enigma isimli şifre mekanizmasını çözerek savaşın gidişatını değiştirdi. Enigmanın çözülmesiyle beraber Alman denizaltıları zor durumda kaldı.</p>
<p>Alman savaş uçaklarının Londra üzerinden gerçekleştirdikleri bombardımanlar kısmen etkisizleşti ve bunlar bir matematikçi, Alan Turing&#8217;in başarısıyla oldu.</p>
<p>Bu sayede savaşı İngiltere lehine çevirerek zaferi getirdi.</p>
<p>Turing, ülkesine savaşı kazandıran kodlamaları geliştirdikten sonra 1952&#8217;de homoseksüel davranışları sebebiyle tutuklandı. O zamanlar İngiltere&#8217;de eşcinsel olmak suçtu.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://www.sanalsosyal.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/168121984_3673085452802366_8015371884882881112_n.png" alt=""></figure>
</div>
<p>Turing&#8217;e hapis yerine östrojen hormonu alma cezası verildi. 1954 yılında Turing intihar etmek için bir ısırık aldığı zehirli elma sebebiyle öldü.</p>
<p>Alan Turing&#8217;in cesedi bulunduğunda yanında bir ısırık alınmış elma da bulunuyordu..</p>
<p>Ucundan ısırılmış bir elma şeklindeki logo, bilgisayar teknolojisinin babasına bir saygı duruşuydu..</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/apple-logosu-neden-isirikli/">APPLE LOGOSU NEDEN ISIRIKLI !&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Bekçileri</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/adalet-bekcileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:47:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çakalın biri aç kalınca kasabaya inmiş… Sütçünün süt çanağını devirmiş, sütü de içmiş, Fırıncının tezgâhından ekmeği kapmış yemiş, nihayet bir kasabın vitrininden kocaman bir but kapıp bir güzel mideye indirmiş. Çakalın ve etin kokusunu&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/adalet-bekcileri/">Adalet Bekçileri</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Çakalın biri aç kalınca kasabaya inmiş…</p>
<p>Sütçünün süt çanağını devirmiş, sütü de içmiş, Fırıncının tezgâhından ekmeği kapmış yemiş, nihayet bir kasabın vitrininden kocaman bir but kapıp bir güzel mideye indirmiş.</p>
<p>Çakalın ve etin kokusunu alan kasabanın tüm köpekleri toplanmış, çakalı yakalamak için ardı sıra koşturmuşlar.</p>
<p>Çakal önde, köpekler de arkada, amansız bir kovalamaca koşuşturmaca başlamış ama bir süre sonra, sütçünün köpeği yorulup takibi bırakmış.</p>
<p>Bir müddet daha geçince de bu sefer fırıncının köpeği, çakalı takibi bırakmak zorunda kalmış.</p>
<p>En son, kasabanın çıkışına yakın bir yerde kasabın köpeği de pes etmiş ve yorgunluktan dili bir karış dışarıda geriye dönmüş.</p>
<p>Çakalın arkasında kala kala bir tek demircinin köpeği kalmış. Çakal önde demircinin köpeği arkada ısrarlı bir kovalamaca devam ederken ve kasabadan çıkılıp kırlara varıldıktan sonra da tepelere doğru çıkılmaya başlanmışken çakal dayanamamış, durmuş ve demircinin köpeğine öfkeyle seslenmiş;</p>
<p>– “Yahu arkadaş, sütçünün sütünü içtim tamam, fırıncının ekmeğini yedim o da tamam, hadi kasabın etini kaptım ama buna rağmen onlar bile pes etti peşimi bıraktı da, lan ben demirciye ne yaptım ki bi türlü ayrılmıyorsun peşimden?”</p>
<p>İşte, Çakalın anlamadığı:</p>
<p>– Demircinin köpeği menfaat peşinde değil, sadece adalet peşinde.</p>
<p>– Çakalın kafasındaki sistem karşılıklı menfaate dayalı bir kapitalist sistem.</p>
<p>Demircinin köpeğindeki ise, evrensel hukuk…</p>
<p>“Seni cezalandırmam için bana zarar vermen şart değil….Sen, başkalarına zarar verdiğin için suçlusun”</p>
<p>Diye düşünüyor demircinin köpeği…</p>
<p>O yüzden hikayedeki çakallar, demircinin köpeği gibi ”yalnızca hak peşinde koşanları” asla anlayamayacak ve yaptıklarını  aptalca bulacaklardır. Ama demircinin ADALET bekçileri de her zaman var olacaktır…. OLMALIDIRDA…</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/adalet-bekcileri/">Adalet Bekçileri</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kısa Notlarla 100 Maddelik Hayat Anayasası.</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/kisa-notlarla-100-maddelik-hayat-anayasasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:46:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu&#8217;ndan Mevlânâ, Yunus Emre, ve Buda&#8217;dan aldığı kısa notlarla 100 maddelik Hayat Anayasası. İLK 10.. YAVAŞ YE HIZLI YÜRÜ 1- Az ve öz ye. Yükte hafif, pahada ağır şeyler tüket. 2-&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/kisa-notlarla-100-maddelik-hayat-anayasasi/">Kısa Notlarla 100 Maddelik Hayat Anayasası.</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu&#8217;ndan Mevlânâ, Yunus Emre, ve Buda&#8217;dan aldığı kısa notlarla 100 maddelik Hayat Anayasası.</p>
<p>İLK 10..</p>
<p><strong>YAVAŞ YE HIZLI YÜRÜ</strong></p>
<p>1- Az ve öz ye. Yükte hafif, pahada ağır şeyler tüket.</p>
<p>2- Yaşın ilerledikçe lokmalarını azalt, adımlarını çoğalt.</p>
<p>3- Yavaş ye, hızlı yürü.</p>
<p>4- Zeytinyağı ve tereyağına öncelik ver.</p>
<p>5- Yoğurt, yumurta ve balıktan vazgeçme.</p>
<p>6- Kahveyi değil çayı sev, ikisini de kararında tüket.</p>
<p>7- Bakliyat, sebze ve meyveyi ihmal etme.</p>
<p>8- Yeşillikleri ve baharatı ciddiye al.</p>
<p>9- Maydanoz, kekik, nane, fesleğen, tere, roka ve benzerlerini sofrandan eksik etme.</p>
<p>10- Tarçın, zerdeçal, rezene ve kırmızı biberi masanda tut…</p>
<p>İKİNCİ 10</p>
<p><strong>YEMEKTE SU İÇME</strong></p>
<p>1- Şekerden, undan, tuzdan ve kızarmış yağdan uzak dur.</p>
<p>2- Güvenli ve mineral zengini su iç.</p>
<p>3- Yemekte su içme.</p>
<p>4- Suyu oturarak ve ılık iç.</p>
<p>5- Suyuna portakal veya limon dilimleri, rendelenmiş turunçgil kabuğu ekle.</p>
<p>6- Kahvaltıyı atlama.</p>
<p>7- Akşamları az ve erken saatte ye.</p>
<p>8- İki öğünle beslenmeyi dene.</p>
<p>9- Sofradan biraz aç kalk.</p>
<p>10- Damak çatlatayım derken damarlarını çatlatma…</p>
<p>ÜÇÜNCÜ 10</p>
<p><strong>BEL ÇEVRENİ İYİ GÖZLEMLE</strong></p>
<p>1- Geleneksel gıdalar ve mutfaktan pek ayrılma.</p>
<p>2- Ev yemeklerini tercih et.</p>
<p>3- Sofranı kalabalık tut, masanı (ailen ve dostlarınla) büyüt.</p>
<p>4- 40&#8217;lı yaşlardan sonra et değil ot (bitkisel) ağırlıklı beslen, aslan değil kuzu ol.</p>
<p>5- 40&#8217;lı yaşlardan sonra her 10 yılda bir tabağını yüzde 5 küçült.</p>
<p>6- <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/duygusal/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="duygusal">Duygusal</a> açlığını besinlerle giderme.</p>
<p>7- Kilonu ve bel çevreni iyi izle.</p>
<p>8- Doğal, tam ve yerel besinleri tercih et.</p>
<p>9- Sabah egzersizlerini ihmal etme.</p>
<p>10- Her gün mutlaka yürü…</p>
<p>DÖRDÜNCÜ 10</p>
<p><strong>AYAKTA KAL HAYATTA KAL</strong></p>
<p>1- Her gün paslanmamak için 5 bin, kilo almamak için 7 bin 500, sağlıklı yaşlanmak için 10 bin adım atmaya çalış.</p>
<p>2- 30 dakikadan fazla oturma.</p>
<p>3- “Ayakta kal, hayatta kal” mottosunu asla unutma.</p>
<p>4- Mümkünse her gün 15-20 dakika güneşlen.</p>
<p>5- Uykundan taviz verme.</p>
<p>6- Erken yat, erken kalk.</p>
<p>7- Duasız, dileksiz ve şükürsüz yatağa girme.</p>
<p>8- Güne neşeli başlamaya gayret et.</p>
<p>9- Stresten uzak dur.</p>
<p>10- İşe evini, eve işini götürme…</p>
<p>BEŞİNCİ 10</p>
<p><strong>EŞİNİ, İŞİNİ, AİLENİ ÇOK SEV</strong></p>
<p>1- Hazdan kopma, keyfi bırakma ama ikisine de tutku derecesinde bağlanma.</p>
<p>2- Kendinle ve hayatla dalga geçmeyi bil.</p>
<p>3- Yüzünden gülümsemeyi, ağzından kahkahayı eksik etme.</p>
<p>4- Gamlı, kederli olma, “Neşeli ol ki genç kalasın” mottosunu her sabah tekrarla.</p>
<p>5- Kendini, işini, eşini ve aileni çok sev.</p>
<p>6- Aileni, ilişkilerini sağlam ve büyük tut.</p>
<p>7- Eşine, işine, doğaya aşk ile sarıl.</p>
<p>8- Eğlenceli biri ol, eğlenmeyi asla bırakma.</p>
<p>9- Arkadaşsız, dostsuz, komşusuz kalma.</p>
<p>10- Evlen, mümkünse çocuk sahibi ol…</p>
<p>ALTINCI 10</p>
<p><strong>İLAÇLARDAN UZAK DUR!</strong></p>
<p>1- Tedbiri elden bırakma, emniyet kemeri tak, kask kullan.</p>
<p>2- <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/saglik/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="sağlık">Sağlık</a> kontrollerini ihmal etme.</p>
<p>3- Gereksiz ilaç kullanma.</p>
<p>4- Manevi şifaya zaman ayır.</p>
<p>5- Sıkıntılarını paylaşabileceğin insanlarla dost, arkadaş ol.</p>
<p>6- Doğaya dokun; rüzgârı yüzünde, güneşi teninde hisset.</p>
<p>7- Yaşlanmaktan korkma, yaşlılıkla kavga etme.</p>
<p>8- Mutlak sonu kabullen.</p>
<p>9- Genetik mirasını öğren, ona göre tedbir al.</p>
<p>10- Sadece sevince değil kedere de ortak ol…</p>
<p>YEDİNCİ 10</p>
<p><strong>İNCİNME İNCİTME</strong></p>
<p>1- Müzikten kopma.</p>
<p>2- Ruh ve bedenini birbirinden ayırma; beden un, ruh su; oluşan hamur ise sensin.</p>
<p>3- Kendine yetmeye çalış.</p>
<p>4- İnsaflı, hoşgörülü, gani ruhlu biri ol.</p>
<p>5- İncinme, incitme.</p>
<p>6- İhtiraslı olma.</p>
<p>7 Az konuş, çok dinle; anlatan değil, dinleyen ol.</p>
<p>8- ‘Hayır&#8217;ı ‘Evet&#8217;le eşitlemeye çalış.</p>
<p>9- Unutmayı ve barışmayı bil.</p>
<p>10- Dertleşmekten çekinme ama mızmızlanma…</p>
<p>SEKİZİNCİ 10</p>
<p><strong>DURMA, DÜŞME ÜŞÜTME</strong></p>
<p>1- Öfke, kin ve küskünlük yükünü taşıma.</p>
<p>2- “Az çoktur”u benimse ve her bakımdan hafifle.</p>
<p>3- Evrendeki her şey ve herkese saygılı ol, değerini bil.</p>
<p>4- Geleceği görmek için geçmişe bak.</p>
<p>5- Yaşın elliyi geçmişse “Durma”, “Düşme”, “Üşütme” üçlüsünü unutma.</p>
<p>6- Huzurun en etkili ilaç olduğunu aklından çıkarma.</p>
<p>7- Ruhuna fazla ışık tutma ama onunla sohbeti de unutma.</p>
<p>8- Eşyaya bağlanma, eksilmekten korkma.</p>
<p>9- Yaşlanmayı kabuğu soyup ruha inmek olarak kabul et.</p>
<p>10- Aşırılıktan uzak düzgün bir yaşamın olsun…</p>
<p>DOKUZUNCU 10</p>
<p><strong>ELEŞTİRİDE KISKANÇ ÖVGÜDE CÖMERT OL</strong></p>
<p>1- Tartışma, tartışsan bile uzatma ve abartma.</p>
<p>2- Bugünü, bu anı, şimdiyi yaşa.</p>
<p>3- Düne pişmanlıkla, yarına kaygıyla yaklaşma.</p>
<p>4- Geçmişi geçmişte bırak, geleceğe umutla bak.</p>
<p>5- Eleştiride kıskanç, övgüde cömert ol.</p>
<p>6- Tevazuyu bırakma ama övgüyü kabullen.</p>
<p>7- Hoş sohbet biri ol.</p>
<p>8- Sıradan ve sade kal.</p>
<p>9- Kıskanma!</p>
<p>10- Manevi zenginliğini çoğalt…</p>
<p>ONUNCU 10</p>
<p><strong>‘BU DA GEÇER&#8217; DEMESİNİ BİL</strong></p>
<p>1- Gerektiğinde işi oluruna bırak. “Bu da geçer” de.</p>
<p>2- Evinden, köyünden, kentinden ve ülkenden kopma.</p>
<p>3- Mahcup, çekingen ve kararsız olma.</p>
<p>4- Oku, yaz, gez, dolaş, izle, yeni şeyler öğrenmeyi asla bırakma.</p>
<p>5- Sadelik ve sıradanlığa yönel.</p>
<p>6- Az sadakat bekle, çok sadakat göster.</p>
<p>7- Bedenini iyi dinle, verdiği sinyalleri ciddiye al.</p>
<p>8- Toksik olan her şeyden uzak dur.</p>
<p>9- Modern tıbba inan ama geleneksel tıbbı pas geçme.</p>
<p>10- Zamanın ve sabrın en iyi ilaç olduğunu unutma..</p>
<p>Kalın sağlıcakla.”</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/kisa-notlarla-100-maddelik-hayat-anayasasi/">Kısa Notlarla 100 Maddelik Hayat Anayasası.</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ATATÜRK’ÜN SİLAH ARKADAŞI…</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/ataturkun-silah-arkadasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:44:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atatürk bir gün, otomobille Eskişehir’in yakın köylerine doğru gezintiye çıkmıştı. Yanında Salih Bozok vardı. Yaşlı çınarların gölgelediği bir köy kahvesinin önünde durdurdu arabayı. Salih Bozok’a döndü: “Bu çınarı hatırlıyorum,” dedi. “Zaferden sonra bir gün&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/ataturkun-silah-arkadasi/">ATATÜRK’ÜN SİLAH ARKADAŞI…</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk bir gün, otomobille Eskişehir’in yakın köylerine doğru gezintiye çıkmıştı. Yanında Salih Bozok vardı. Yaşlı çınarların gölgelediği bir köy kahvesinin önünde durdurdu arabayı. Salih Bozok’a döndü:</p>
<p>“Bu çınarı hatırlıyorum,” dedi. “Zaferden sonra bir gün yolum düşmüştü buralara.”</p>
<p>Eski anıları yeniden yaşamak için arabadan inip mütevazı köy kahvesine doğru yürüdü Paşa. Eskimiş sandalyelerden birine oturdu.</p>
<p>Yaşlı kahveci temiz bardaklar içinde, köyün biricik ikramı olan ayran getirdi konuklarına. İkramdan hoşlanmıştı Atatürk. Yaşlı kahveciye sevgiyle bakarak sordu:</p>
<p>“Adın ne, senin?”</p>
<p>“Yusuf, efendim.”</p>
<p>“Buralarda geçen harbi hatırlar mısın?”</p>
<p>“Nasıl hatırlamam Paşam? Maiyetinizde çavuştum.”</p>
<p>“Maiyetimde mi?”</p>
<p>“Bütün kuvvetlerin başkomutanı değil miydiniz? Hepimiz emrinizde savaştık…”</p>
<p>Atatürk, kahvecinin bu zekice yanıtını beğenmişti.</p>
<p>“Aferin, Gazi Yusuf Çavuş!” dedi.</p>
<p>Yaşlı kahveci ellerini önünde bağlayarak, “Estağfurullah Paşam!” dedi. “Gazi sizsiniz…”</p>
<p>“Rütbe başka…” dedi Atatürk. “Fakat harpten dönmüş iki asker sıfatıyla ikimiz de gaziyiz!”</p>
<p>Tepside duran ayran dolu bardaklardan birini alarak yaşlı gaziye uzattı.</p>
<p>“Şerefine Gazi Yusuf Çavuş!”</p>
<p>“Şerefte daim ol Paşam!”</p>
<p>Atatürk’ün bizzat ona ayran ikram etmesi, yaşlı gaziyi duygulandırmış, gözyaşlarını tutamaz olmuştu! Ağlamaktan ayranı içemiyordu.</p>
<p>Atatürk de duygulanmıştı; daha fazla kalamadı orada. Ayağa kalkarken cüzdanından çıkardığı yüz lirayı ona verdi.</p>
<p>“Allahaısmarladık silah arkadaşım!” dedi…</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://www.sanalsosyal.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/168162456_3669715809805997_471499018213619285_n.png" alt="" /></figure>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/ataturkun-silah-arkadasi/">ATATÜRK’ÜN SİLAH ARKADAŞI…</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akrep</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/akrep/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:40:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akrep çelik zırhla kaplanmış gerçek bir tanktan farksızdır.. İki gün su altında hiç hava almadan kalabilir… 3 yıl boyunca hiç bir şey yemeden hayatta kalabilir… Derin dondurucuda 24 saat kaldıktan sonra bile canlılığını sürdürür…&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/akrep/">Akrep</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Akrep çelik zırhla kaplanmış gerçek bir tanktan farksızdır..</p>
<p>İki gün su altında hiç hava almadan kalabilir…</p>
<p>3 yıl boyunca hiç bir şey yemeden hayatta kalabilir…</p>
<p>Derin dondurucuda <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/24-saat/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="24 saat">24 saat</a> kaldıktan sonra bile canlılığını sürdürür…</p>
<p>Radyasyona dirençlidir…</p>
<p>Zehir miktarı arttıkça radyasyona direnci de artar….</p>
<p>Akrebin zehrinden anti nükleer aşı üretilmektedir…</p>
<p>Kanı beyazdır… Bu serum atom bombasının yol açtığı yaraların kapanıp, hücrelerin yenilenerek tekrar üremesine imkan sağlamaktadır…</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/akrep/">Akrep</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tilki</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/tilki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:38:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tilkinin kuyruğu kayaya sıkışmış ve kurtulmak için kuyruğunu kesmek zorunda kalmış. Daha sonra bir başka tilki onu gördüğünde Kuyruğunu neden kestin diye sormuş. Kuyruğu kesik olan; Böyle kendimi çok mutlu hissediyorum şimdi o kadar&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/tilki/">Tilki</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Tilkinin kuyruğu kayaya sıkışmış ve kurtulmak için kuyruğunu kesmek zorunda kalmış.</p>
<p>Daha sonra bir başka tilki onu gördüğünde</p>
<p>Kuyruğunu neden kestin diye sormuş.</p>
<p>Kuyruğu kesik olan;</p>
<p>Böyle kendimi çok mutlu hissediyorum şimdi o kadar mutluyum ki adeta sevincimden havalara uçuyorum demiş.</p>
<p>Bunun üzerine diğer tilki de kuyruğunu kesmiş.</p>
<p>Fakat <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/mutluluk/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="mutluluk">mutluluk</a> yerine şiddetli bir acı çekmiş.</p>
<p>Hemen tilkiye gelip; Neden bana yalan söyledin çok canım acıdı demiş.</p>
<p>Tilki; Eğer acı çektiğini diğer tilkilere söylersen onlar asla kuyruğunu kesmez ve bizimle dalga geçerler demiş.</p>
<p>Bu iki tilki diğer tilkilere yaşadıkları mutluluğu anlatmışlar.</p>
<p>Böylece tilkilerin çoğu kuyruklarını kesmişler.</p>
<p>Çoğunluk onlara geçince bu seferde kuyruğu olanlarla dalga geçip onlara eziyet etmeye başlamışlar.</p>
<p>İşte böyle:</p>
<p>Önce toplumu bozup farklılaştırırız, sonrada toplumu birbirine düşman ederiz…</p>
<p>Kıssadan hisse;</p>
<p>SONUÇ: Bir toplumda bozulmalar artınca bozuk insanlar iyi insanları ayıplarlar ve dalga geçerler.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/tilki/">Tilki</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatan Sevgisi</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/vatan-sevgisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:34:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24272</guid>

					<description><![CDATA[<p>1978 yılında Balıkesir İstasyonunda elinde bir torba, garip kıyafetli yaşlı bir ihtiyar iner. İstasyon önündeki taksilerden birine sorar: – “Oğlum, beni Üçpınar köyüne götürü müsün? – “Götürem amca, bin arabaya!” Şoför oraya doğru arabayı&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/vatan-sevgisi/">Vatan Sevgisi</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>1978 yılında Balıkesir İstasyonunda elinde bir torba, garip kıyafetli yaşlı bir ihtiyar iner.</p>
<p>İstasyon önündeki taksilerden birine sorar: – “Oğlum, beni Üçpınar köyüne götürü müsün?</p>
<p>– “Götürem amca, bin arabaya!”</p>
<p>Şoför oraya doğru arabayı sürerken</p>
<p>Toygar Tepe&#8217;ye geldiklerinde adam</p>
<p>– Dur..!” der.</p>
<p>Dururlar.</p>
<p>Adam taksiden iner,</p>
<p>mezarlığa girer,</p>
<p>bir ağaca sarılır.</p>
<p>Biraz sonra gelir.</p>
<p>– “Tamam oğlum, burası bizim köy.</p>
<p>Bu ağaç Hacı Abdullah&#8217;ın çetlemiği (çitlembik).</p>
<p>Tanıdım.</p>
<p>Giderler. Taksi köy kahvesi önünde durur. Adam iner kahveye girer.</p>
<p>Yaşlı adam bir yere oturur.</p>
<p>Hiç konuşmadan kahvedekilerin yüzlerine defalarca dikkatle bakar.</p>
<p>Kahvedekilerden birisi muhtara gider, kahveye garip bir ihtiyarın geldiğini, hiç konuşmadan herkesin yüzlerine baktığını söyler.</p>
<p>Muhtar hemen kahveye gelir. İhtiyar adama:</p>
<p>– “Amca, sen birini mi arıyorsun?</p>
<p>Sen kimsin? Nerelisin?”</p>
<p>– “Kimseyi aramıyorum oğlum ben de bu köydenim.”</p>
<p>– “Amca, ben yirmi senedir bu köyde muhtarlık yapıyorum. Seni tanımıyorum. Kimlerdensin sen?”</p>
<p>– “Çok oldu oğlum. Beni ancak ihtiyarlar tanır. Onları çağırır mısın?”</p>
<p>Biraz sonra köyün bütün ihtiyarları kahveye toplanır.</p>
<p>Ama kimse geleni tanımamıştır.</p>
<p>İhtiyar sormaya başlar:</p>
<p>– “Süleyman Çavuş?”,</p>
<p>– “Öldü…”,</p>
<p>– “Recep?..”,</p>
<p>– “Öldü..”,</p>
<p>– “Koca Salih?..”,</p>
<p>-Öldü…”,</p>
<p>– “Topal Murat?..”,</p>
<p>– “Öldü…”,</p>
<p>– Eyüp Çavuş..?..”,</p>
<p>yaşlı bir adam yavaşça ayağa kalkar.</p>
<p>– “Eyüp Çavuş benim..”</p>
<p>Bakar…</p>
<p>Bakar…</p>
<p>Bakar..</p>
<p>Sonra birden gelen misafire sarılır.</p>
<p>– “Muhammet (Remzi), sen misin?</p>
<p>Sen misin be?</p>
<p>Nerede kaldın bunca zamandır?.. Nerelerdeydin be?..”</p>
<p>Eyüp Çavuş tanımıştır geleni.</p>
<p>Anlatır.</p>
<p>Çanakkale Cephesinde harp 1916 yılı başında bitince,</p>
<p>Gazze Cephesine götürülür.</p>
<p>Orada yaralanınca, Halep&#8217;de Askerî Hastanesinde tedavi edilirken İngilizler gelir.</p>
<p>Halepliler;</p>
<p>“Bunlar bizim insanlarımız. İngiliz gâvuru, bunlara eziyet eder.”</p>
<p>Diyerek yaralıları hastaneden kaçırıp evlerine götürürler.</p>
<p>1918 de olan bu olayın üzerinden yıllar geçer. Bir türlü gelemez bizim askerler.</p>
<p>Üçpınarlı Muhammet de orada kalır.</p>
<p>Evlenir, çocukları olur…</p>
<p>Ama vatan hasretiyle harıl harıl yanmaktadır. Ancak altmış dört yıl sonra son bir kere daha vatanını görmek arzusu ile Balıkesir&#8217;e Üçpınar&#8217;a gelmiştir.</p>
<p>Son bir kere daha görmek için…</p>
<p>Sorar;</p>
<p>– “Bizimkilere ne oldu?..</p>
<p>Yaşayan var mı?..</p>
<p>“Ne olacak bunca zaman,</p>
<p>anan öldü.</p>
<p>Baban öldü.</p>
<p>Abin öldü.</p>
<p>Ablan öldü.</p>
<p>Amcan öldü,</p>
<p>Dayın öldü.</p>
<p>Karın öldü.</p>
<p>Ama kızın sağ…”</p>
<p>– “Neeee? Kızım sağ mı? Aaah benim bir de kızım vardı.</p>
<p>Ben gittiğimde on beş günlüktü.</p>
<p>Nerede benim kızım şimdi?..”</p>
<p>– “Ama kızım beni tanımaz ki?..”</p>
<p>– “Bekle…</p>
<p>Ben söyleyip geleyim.”</p>
<p>Gider…</p>
<p>Hatça Teyze avluda leğende çamaşır yıkamaktadır.</p>
<p>Eyüp Çavuş telaş içinde avluya girince;</p>
<p>– “Hayrola Eyüp Dayı,</p>
<p>Ne var?..”</p>
<p>– “Hatça kızım,</p>
<p>sana müjdeli bir haberim var.</p>
<p>Baban geldi…</p>
<p>Baban sağ…”</p>
<p>Hatça Teyze;</p>
<p>– “Iıııııh.!” diyerek bayılır.</p>
<p>Biraz sonra ayıltılınca;</p>
<p>– “Eyüp Dayı, bu nerden çıktı ?</p>
<p>Şimdiye kadar bana hep babamın şehit olduğunu söylediler ya?..”</p>
<p>– Kızım gelen baban… Ben tanıdım…”</p>
<p>– “Nerede babam?”</p>
<p>– “Kahvenin önünde.”</p>
<p>Hatça Teyze hemen fırlar.</p>
<p>Eyüp Çavuş da arkasından çıkar.</p>
<p>Gelen Muhammet (Remzi) Çavuş gelenleri görünce ;</p>
<p>o da koşarak karşılamaya gelir.</p>
<p>Ama ikisi de birbirlerine yabancıdırlar.</p>
<p>Öyle ya hayatın bin bir derdi ile gurbet ellerinde kalmış, bir kızı olduğunu unutmuş birisinin altmış dört yıl sonra yaşlı bir kadın karşısına çıkıyor ve onun kızı olduğu söyleniyor.</p>
<p>Altmış dört yıl babasının öldüğü söylenen birisine de, karşısında duran ihtiyar adamın babası olduğu söyleniyor.</p>
<p>Karşı karşıya gelip garip bir şekilde birbirlerine bakıyorlar.</p>
<p>Biraz sonra Eyüp Çavuş:</p>
<p>– “Kızım Hatça,</p>
<p>bu senin baban…</p>
<p>Ben kendimden nasıl eminsem,</p>
<p>bu adamın senin baban olduğundan eminim…</p>
<p>Öp babanın elini !” der.</p>
<p>O gece Üçpınar Köyünde bayram yaşanır.</p>
<p>Herkes bu yeni duydukları akrabalarını ziyarete gelirler.</p>
<p>Muhammet Çavuş on beş gün kadar, köyünde dolaşır.</p>
<p>Tarlalara gider, tepelere çıkar.</p>
<p>On beş gün sonra kızına:</p>
<p>– “Kızım, ben artık gidiyorum.” Der.</p>
<p>Kızı:</p>
<p>– “Baba, nereye gidiyorsun?</p>
<p>Bu gördüğün her şey senin ya”…</p>
<p>– “Hayır kızım,</p>
<p>Ben artık Halepliyim…</p>
<p>Orada kardeşlerin var. Bir oğlum,</p>
<p>bir kızım var.</p>
<p>Ben sadece bir kere daha yurdumu, vatanımı ölmeden önce bir kere daha görmek için geldim.” Der ve ertesi gün gider.</p>
<p>Ertesi yıl gene gelir.</p>
<p>Bu sefer oğlunu ve kızını da getirmiştir.</p>
<p>Oğlu Halep&#8217;te inşaat mühendisi imiş.</p>
<p>Onun adını da</p>
<p>“Muhammed Remzi”</p>
<p>koymuş.</p>
<p>Kahvede kendisine sormuşlar.</p>
<p>– “Senin adın Muhammed. Ama oğluna neden kendi adını verdin?”</p>
<p>– “Ben vatan hasreti ile yıllardır o kadar yandım ki,</p>
<p>ben ölmeden vatanıma kavuşamazsam,</p>
<p>adımı hiç değilse oğlum götürsün vatanıma diye kendi adımı verdim ona da…”</p>
<p>Kızının adını ne koymuş biliyor musunuz ?..</p>
<p>O altmış dört yıl hasretini çektiğinin adını koymuş.</p>
<p>Dünyanın en güzel adını koymuş.</p>
<p>Kızının adı ;</p>
<p>“TÜRKİYE” !..</p>
<p>Fotoğrafta Türkiye,</p>
<p>3 torunu ile görülüyor…</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://www.sanalsosyal.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/166574895_3663418620435716_4507135493746285506_n.png" alt=""></figure>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/vatan-sevgisi/">Vatan Sevgisi</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dürüstlük</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/durustluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:33:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Çin prensi tahta çıkacaktı ama yasalara göre, daha önce evlenmesi gerekiyordu. Uygun bir aday bulmak için bölgedeki genç kızları huzuruna çağırdı. Saraydaki hizmetçilerden birinin kızı prensi çok seviyordu. O da prensin huzuruna çıkmak&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/durustluk/">Dürüstlük</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Bir Çin prensi tahta çıkacaktı ama yasalara göre, daha önce evlenmesi gerekiyordu.<br />
Uygun bir aday bulmak için bölgedeki genç kızları huzuruna çağırdı.<br />
Saraydaki hizmetçilerden birinin kızı prensi çok seviyordu. O da prensin huzuruna çıkmak istedi. Annesinin uyarılarını dinlemedi,<br />
çünkü sevdiği adamı bir kere bile görmek onu mutlu edecekti.</p>
<p>Beklenen gece geldi. Genç ve güzel kızlar en güzel giysilerini giymişler, süslenmişler, kendilerini beğendirmek için her çareye başvurmuşlardı. Prens kızlara birer tohum verdi. Bunu saksılarına dikmelerini, altı ay sonra gelmelerini söyledi.</p>
<p>En güzel çiçeği yetiştiren kızı kendine eş olarak seçecekti. Herkes tohumu alıp heyecanla evlerine geri döndü.</p>
<p>Genç kız da kendisine verilen tohumu alıp saksıya ekti. O kadar bakmasına, özenmesine karşılık toprakta tek bir filiz bile görünmedi. Her şeyi denedi, uzmanlara danıştı ama bir fayda göremedi.<br />
Altı ay dolmuştu ama saksı hâlâ bomboştu.</p>
<p>Prens sunacağı bir çiçek olmadığı halde gene de belirtilen gün ve saatte boş saksıyla saraya gitti. Oysa diğer kızlar güzel çiçekli saksılarla gelmişlerdi</p>
<p>Sonunda beklenen an geldi. Prens salona girdi, kızların arasında dolaştı, saksıları birer birer inceledi. Hizmetçinin kızını kendine eş olarak seçtiğini duyurdu.<br />
Herkes şaşırmıştı. Diğer kızlar bu karara tepki gösterdiler, itiraz ettiler. Boş saksıyla gelen kız nasıl eş olarak seçilirdi? Prens durumu şöyle açıkladı:</p>
<p>Bu genç hanım en değerli çiçeği yetiştirip bana sundu. O çiçeğin adı dürüstlük çiçeğidir. Çünkü sizlere dağıttığım tohumların hepsi sahteydi ve çiçek açmaları olanaksızdı.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/durustluk/">Dürüstlük</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru Teşhis</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/dogru-teshis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:30:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24276</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adam, bir doktora gidip son zamanlarda gözlerinin dışarıya fırladığını ve kulaklarının uğuldadığını söyleyerek yardım istedi. Doktor, adamı muayene ettikten sonra ciddi bir eda ile başını sallayıp: “Bademciklerinizin alınması gerekiyor!” dedi. Adam bademciklerini aldırdı; fakat&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/dogru-teshis/">Doğru Teşhis</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adam, bir doktora gidip son zamanlarda gözlerinin dışarıya fırladığını ve kulaklarının uğuldadığını söyleyerek yardım istedi. Doktor, adamı muayene ettikten sonra ciddi bir eda ile başını sallayıp: “Bademciklerinizin alınması gerekiyor!” dedi. Adam bademciklerini aldırdı; fakat bunun bir faydası olmayınca, başka bir doktora gitti.</p>
<p>Bu doktor ise adama bütün dişlerini çektirmesini söyledi.</p>
<p>Adamcağız dişlerini toptan çektirdi.</p>
<p>Ama ne gözlerinin patlaklığı geçti ne de kulaklarının uğultusu dindi.</p>
<p>Adam üçüncü bir doktora görünmeye karar verdi. Bu doktor, adama altı aylık ömrü kaldığını söyleyince adam çok üzüldü.</p>
<p>Madem yakında ölecekti, bari o zamanda kadar krallar gibi yaşamalıydı. Gıcır gıcır son model bir araba aldı, üniformalı bir şoför tuttu; şehrin en iyi otellerindeki bir daireye yerleşti. En lüks terziye 20 tane kostüm diktirdi. Hatta gömleklerini bile ısmarladı.</p>
<p>Gömlekçi:</p>
<p>“Kol 16, yaka 34” diye ölçülerini alırken adam:</p>
<p>“Yaka 33 diye” düzeltti.</p>
<p>Gömlekçi tekrar ölçüp “34” diye ısrar edince adam:</p>
<p>“Ama ben hep 33 yaka giyerim” dedi.</p>
<p>Bunun üzerine gömlekçi omuz silkip:</p>
<p>“Siz bilirsiniz!” dedi. “Ama be sizi uyarıyorum, 33 yaka giymeye devam ederseniz gözleriniz patlar, kulaklarınız da uğuldar!”</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/dogru-teshis/">Doğru Teşhis</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manavla Kadın</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/manavla-kadin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:29:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Orta yaşlı bir kadın mahallede bir manava giderek kocasının çok hasta olduğunu, çalışamaz duruma düştüğünü ve yedi çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını ve yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler. Manav ona ters bir şekilde bakarak derhal&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/manavla-kadin/">Manavla Kadın</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Orta yaşlı bir kadın mahallede bir manava giderek kocasının çok hasta olduğunu, çalışamaz duruma düştüğünü ve yedi çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını ve yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler. Manav ona ters bir şekilde bakarak derhal dükkânını terk etmesini ister.</p>
<p>Kadın ailesinin ihtiyaçlarını düşünerek:</p>
<p>– ‘Lütfen efendim’ der. ‘paramız olur olmaz getirip borcumu ödeyeceğim.’ Manav kendisine bir kredi açamayacağını çünkü onun eski müşterisi olmadığını, kendisinde bir hesabının bulunmadığını söyler. O sırada dükkânın dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir.</p>
<p>İçeriye girerek manava yaklaşır ve:</p>
<p>‘Ben o kadının almak istediklerine kefilim’ der. ‘ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver.’ Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner ve ‘bir alışveriş listen var mıydı? Diye sorar. Kadın ‘evet efendim’ der. ‘tamam’ der manav. ‘şimdi onu terazinin şu kefesine koy, onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım’ Kadın bir an duraklar, sonra başını önüne eğer ve çantasını açarak üzerine bir şeyler karalanmış bir kâğıt parçasını çıkartır ve manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir.</p>
<p>Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür. Manav müşteriye dönerek, kısık bir sesle ‘inanamıyorum’ der. İnanılacak gibi değildir.</p>
<p>Müşteri manava gülerken manav çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile, diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır. Terazinin kefesini artık üzerindekileri alamayacak kadar doldurduğunda çaresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir. Şaşkınlıkla üzerinde bir şeyler çiziktirilmiş kâğıdı eline alır ve okur. Bir de bakar ki or da bir alışveriş listesi yoktur. Sadece bir DUA yazılıdır. ALLAH’IM ‘Neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin. Kendimi senin ellerine teslim ediyorum.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/manavla-kadin/">Manavla Kadın</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Papatya Demek</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/papatya-demek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:21:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlerdir uyuyamıyordu Fatma. Sinirleri had safhada bozuktu. Bütün gün hasta bakıyor, akşamları yemek yap, sofra kur topla, çamaşır yıka derken çok geç saatlerde yatağa girebiliyordu. Aslında evdekiler biraz yardım etseler, bir işin ucundan tutsalar&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/papatya-demek/">Papatya Demek</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Günlerdir uyuyamıyordu Fatma. Sinirleri had safhada bozuktu. Bütün gün hasta bakıyor, akşamları yemek yap, sofra kur topla, çamaşır yıka derken çok geç saatlerde yatağa girebiliyordu. Aslında evdekiler biraz yardım etseler, bir işin ucundan tutsalar bu kadar kötü olmayacaktı her şey ama o da insandı ve dayanamıyordu artık. Osman yatakta dönüp duran karısına aldırmadan horlayıp duruyordu. Zaten Osman hiçbir şeye aldırmazdı ki, salonun bir köşesinde abajur gibi durur, arada bir yanar sönerdi. Fatma bir insanın bu kadar aldırmaz olabileceğini düşünmezdi. 15 sene önce biri başına böyle bir şey geleceğini söylese, inanmazdı.? Boşarım o kocayı? Derdi ama olmuyordu işte. Babasının zamanında söylediği sözü şimdi şimdi anlıyordu: Bekara karı boşamak kolay. Derdi babası.</p>
<p>Boşarım demek kolaydı da, olmuyordu işte… Osman&#8217;ın annesi zamanında çok etmişti ona. Hiç rahat vermemişti. Sonunda hasta olup gelmişti ve Fatma bakıyordu ona. Allah rızası için bakıyorum ?Diyordu. Yoksa Meftune hanımın kahrı çekilmezdi doğrusu. Sabah akşam demeden bağırıp durur, yaptığı hiçbir şeyi beğenmezdi. Yeni evlendikleri zamanlarda da böyleydi. Hiçbir zaman istememişti Fatma&#8217;yı. Ama Fatma hep direnmişti, adeta evliliğini zorla sürdürmüştü.</p>
<p>Osman ilk zamanlarda korur kollardı onu, annesine ezdirmemek için. Ama sonraları aldırmaz olmuştu. Meftune hanımın feryadıyla yataktan fırladı. Az kalsın düşecekti. Bir an toparladı kendini ve hemen yan odaya koştu. Meftune hanım, kendini yataktan atmış, bağırıp duruyordu. Canı acımasa bağırmazdı ya! Mutlaka canı acıyordu işte. Ağır hastalık diyordu doktor, ağır bir hastalık… Meftune hanımım ilacını verip, sakinleştirdikten sonra yatağına döndü tekrar. Bir saat daha uyuyabilse ne iyi olurdu ama o kadar bile zamanı yoktu. Çocukların okula gitme zamanları gelmişti işte. Bunları düşünüp dururken Meftune hanımın bağırtısı duyuldu yine. Onun yapabileceği bir şey yoktu ki, ilacını vermişti işte, etki etmesini beklemeleri gerekiyordu. Yinede dayanamadı, Meftune hanımın yanına gitti.</p>
<p>Orada oturdu biraz. Belki de korkuyordu kim bilir ? İnsan hasta olduğunda korkardı hep. Kendisi de korkuyordu hastayken… Çocuklarım ne yapar? , kocamın gömleklerini kim ütüler? ne yer ne içerler? diye korkardı. Bir an kendisi için hiç korkmadığını düşündü. Acaba ona bir şey olsa, Osman korkar mıydı ? Annesi burada ağlıyor, feryat ediyor ama Osman kalkıp bakmıyordu bile. Kocası hiç de kötü bir adam değildi aslında ama neden bu kadar duyarsızdı ? Sanki sinirleri alınmıştı. Sanki…</p>
<p>Osman o gün uzun yola çıkacaktı. Uzun yola çıkacağı zamanlarda Fatma çok bunalırdı. Onun bir abajur gibi evde oturması bile ona yetiyordu işte. Şimdi kaç gün gelmeyecekti kim bilir ? Çocukların sorumlulukları toptan ona kalacaktı, Meftune hanıma bir şey olursa, ne yapacaklardı. Keşke gitmese diye düşündü ama hiçbir şey söylemedi. Bavulunu hazırladı, yedek gömlek, pantolon, iç çamaşırı filan koydu. Osman bavulunu aldı ve evden çıktı, gitti…</p>
<p>Fatma o gün hep hayal dünyasında gibiydi. Canı sıkılıyordu ama etrafına belli etmek istemiyordu. Meftune hanımın bütün huysuzluğu üstündeydi yine. Bir dakika oturmasına izin vermemişti. Fatma buna bile aldırmadı çünkü onun aklı Osman&#8217;daydı. Son bir iki senedir ne kadar da uzaklaşmışlardı. Bunu nasıl yapmışlardı onun bile farkında değildi. Bildiği şey, Osman&#8217;ın artık onu sevmediğiydi. Osman onu sevse…. İçinden gelen her şeyi saydı. Osman onu sevse, şöyle yapardı. Osman onu sevse, böyle yapardı, Osman onu sevmiş olsa, ona papatya getirirdi. Fatma&#8217;nın Papatyaları ne kadar çok sevdiğini bilirdi Osman. Ama bunu biliyor olmasına rağmen, senelerdir papatya getirmemişti ona.</p>
<p>Yaptığı herhangi bir şey için teşekkür bile etmemişti. Bunları düşünürken Meftune hanım&#8217;ın feryadıyla kendine geldi hemen yanına koştu. Aklında bir papatya vardı. Bembeyaz yapraklı bir papatya… Bunu düşünmek bile içini rahatlattı… Papatyalar vardı kırlarda… Kırlar papatyalarla dolardı bu mevsimde… Osman ona demet demet papatyalar alırdı eskiden.</p>
<p>Kapının sesiyle kendine geldi. Kimseyi beklemiyordu ki, çocuklar uyumuşlardı. Kötü bir haber miydi gelen ? Kapıya yaklaştı korkarak:</p>
<p>– Kim o ?</p>
<p>Hiç ses gelmedi.</p>
<p>– Kim var orada ? dedi korkuyla.</p>
<p>Benim</p>
<p>Diye bir ses geldi. Osman&#8217;ın sesine benziyordu ama o şehirden uzaklaşalı saatler olmuştu belki de. O olamazdı. Zaten yola çıktım ya da gideceğim yere vardım diye de aramıyordu artık. Bu alışkanlığını da kaybetmişti. Fatma tekrar sordu:</p>
<p>Kimsiniz ? Benim Osman.</p>
<p>Fatma Osman&#8217;ın sesini duyduğuna yemin edebilirdi. Bir şey olmuştu işte. Kesin bir şey olmuştu, kaza geçirmişti belki de. O yüzden geri dönmüştü. Bir anda bütün bunları düşündü ve hızla açtı kapıyı. Osman kapıda duruyordu.Ne oldu ? dedi Fatma. Kötü bir şey mi var ? Osman gülümsedi ve arkasına sakladığı papatya demetini Fatmaya uzattı.</p>
<p>Doğum günün kutlu olsun , dedi. Fatma o günün <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/dogum-gunu/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="doğum günü">doğum günü</a> olduğunu bile bilmiyordu. Osman da senelerdir hatırlamamıştı ki… Ne olmuştu acaba? neden seneler sonra Papatyalarla gelmişti eve ? Ne olmuşsa olmuştu ama iyi olmuştu işte. Bundan sonra, ne Meftune hanımın bağırmaları, ne iş, ne güç, ne <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/uykusuzluk/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="uykusuzluk">uykusuzluk</a> yoramazdı onu. Vız gelirdi dünyanın işi. Papatyalarına kavuşmuştu ya! Papatya demek, sevgi demekti, papatya demek Osman demekti, Papatya demek… Gönlünün kapılarını ardına kadar açmak demekti..</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/papatya-demek/">Papatya Demek</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biraz Daha Getirebilirim</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/biraz-daha-getirebilirim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:19:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24282</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçük bir kız yatak odasına gitti ve gömme dolaptaki gizli yerinden camdan bir reçel kavanozu çıkardı. Tüm bozuk paraları yere döktü ve onları dikkatle saydı. Üç kere saydı. Toplam, tam olarak mükemmel olmalıydı. Hata&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/biraz-daha-getirebilirim/">Biraz Daha Getirebilirim</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Küçük bir kız yatak odasına gitti ve gömme dolaptaki gizli yerinden camdan bir reçel kavanozu çıkardı. Tüm bozuk paraları yere döktü ve onları dikkatle saydı. Üç kere saydı. Toplam, tam olarak mükemmel olmalıydı. Hata yapma şansı yoktu. Madeni paraları kavanoza dikkatle geri koydu ve kapağı kapattı, arka kapıdan gizlice çıktı ve 6 blok ilerideki kapısının üzerinde Yerli Şefin büyük kırmızı işareti olan Rexall eczanesine doğru yola koyuldu. Eczacının dikkatini ona vermesi için sabırla bekledi, ama eczacı o anda çok meşguldü.</p>
<p>Tess bir sürtme gürültüsü yapmak için ayağını döndürdü. Hiçbir şey olmadı. Yapabileceği en gürültülü ses ile boğazını temizledi. Faydası olmadı. Sonunda Sonunda kavanozdan bir çeyreklik çıkardı ve onu cam tezgâhın üzerine çarptı. İşe yaramıştı! “Ne istiyorsun?” diye sordu eczacı, kızgın bir ses tonu ile. “Şikago’dan gelen, asırlardır görmediğim erkek kardeşim ile konuşuyorum” dedi sorusunun yanıtını beklemeden.</p>
<p>“Evet, size erkek kardeşimden bahsetmek istiyorum” diye yanıtladı Tess, aynı kızgın ses tonu ile. “O gerçekten, gerçekten çok hasta… Ve ben bir mucize satın almak istiyorum”. “Pardon ?” dedi eczacı. “Onun adı Andrew ve başının içinde giderek büyüyen kötü bir şey var ve babam sadece bir mucizenin onu kurtarabileceğini söylüyor. Bir mucizenin fiyatı ne kadar?”</p>
<p>“Burada mucize satmıyoruz, küçük kız. Üzgünüm, ama sana yardım edemem” dedi eczacı, biraz yumuşayarak. “Dinleyin, onu ödeyecek param var. Eğer yetmezse, kalanını getiririm. Sadece bana fiyatını söyleyin.” Eczacının kardeşi iyi giyimli bir adamdı. Öne doğru eğildi ve küçük kıza sordu, “Kardeşinin ne tür bir mucizeye ihtiyacı var?” “Bilmiyorum,” diye yanıtladı Tess, gözleri sulanarak. “Sadece onun gerçekten hasta olduğunu biliyorum ve annem onun bir ameliyata ihtiyacı olduğunu söylüyor. Ama babamın bunu ödeyecek parası yok, onun için paramı kullanmak istiyorum.” “Ne kadar paran var?” diye sordu Şikago’dan gelen adam.</p>
<p>“Bir dolar ve on bir sent” diye yanıtladı Tess, ancak duyulabilir bir sesle. “Ve bu sahip olduğum tüm para, ama eğer daha lazımsa biraz daha getirebilirim.”</p>
<p>“Evet, ne tesadüf” diye gülümsedi adam. ” Bir dolar ve on bir sent – küçük kardeşin için bir mucizenin tam ücreti. Bir eli ile parayı aldı, diğer eli ile kızın elinden tuttu ve “Beni yaşadığın yere götür” dedi. “Kardeşini görmek ve anne baban ile tanışmak istiyorum. Gereksinim duyduğunuz mucizeye sahip olup olmadığımıza bir bakalım.”Bu iyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong idi, nöro – cerrahide uzman bir cerrah. Ameliyat ücretsiz yapıldı ve Andrew’in eve dönmesi ve iyileşmesi uzun sürmedi. Anne ve baba onları buraya kadar getiren olaylar zinciri ile ilgili mutlu şekilde konuşuyordu. “Bu ameliyat gerçek bir mucize” diye fısıldadı annesi. “Ameliyatın maliyetini merak ediyorum ”Tess gülümsedi. O, bir mucizenin fiyatının ne olduğunu tam olarak biliyordu… Bir dolar ve on bir sent.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/biraz-daha-getirebilirim/">Biraz Daha Getirebilirim</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olmayacak şeye inanma</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/olmayacak-seye-inanma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:18:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avcının biri bir gün bir serçe avlar, serçe dile gelerek avcıya “Bana ne yapmayı düşünüyorsun” diye sorar, avcı serçeye ” seni kesip yiyeceğim” cevabını verir. Bunun üzerine serçe avcıya: “vallah,, benim etim ne kahvaltılık&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/olmayacak-seye-inanma/">Olmayacak şeye inanma</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avcının biri bir gün bir serçe avlar, serçe dile gelerek avcıya “Bana ne yapmayı düşünüyorsun” diye sorar, avcı serçeye ” seni kesip yiyeceğim” cevabını verir. Bunun üzerine serçe avcıya:</p>
<p>“vallah,, benim etim ne kahvaltılık olur, ne de karın doyurur. Fakat eğer beni salıverecek olursan sana üç şey öğretirim, onlar etimi yemekten daha çok işine yarar.</p>
<p>edersen bu üç şeyin ilkini şimdi elinde iken, ikincisini elinden uçup karşıdaki ağaca konunca üçüncüsünü de ağaçtan uçup önümüzdeki tepeye varınca söyleyeceğim” der. Kuşun teklifine avcının aklı yatar, onu salıvermeye karar verir, “öğreteceğin ilk şeyi söyle bakalım” der. bunun üzerine kuş avcıya “elinden kaçan fırsatlar için hayıflanma” der. Avcı kuşu salıverir.</p>
<p>Uçup karşı ağacın bir dalına konunca da ikinci şeyi öğretmek üzere “olmayacak şeye inanma”der. Bu sözlerden sonra kanatlanan kuş avcının önündeki bir tepeye varıp konar, oradan avcıya şöyle der. Ey Bedbaht adam:”Eğer beni kesmiş olsaydın kursağımdan her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci çıkaracaktın”der. Bu sözleri duyan avcı kaçırdığı fırsat karşısında hayıflanarak dudaklarını ısırır. Artık elinden bir şey gelmeyeceği için kuşa “üçüncüyü söyle” der.</p>
<p>Kuş avcıya “Sen ilk iki nasihatimi unuttun üçüncüsünü sana nasıl söyleyeyim ben sana ”kaçırdığın fırsatlar için hayıflanma” demedim mi? Oysa sen daha az önce beni elinden kaçırdın diye hayıflanıverdin. “Yine ben sana “olmayacak şeye inanma” demedim mi?</p>
<p>Benim etim, kanım ve tüylerimin hepsi tartılsa yirmi miskal çekmez, kursağımda her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci nasıl olabilir?” der. ve uçup gözden kaybolur. Bu hikayenin özü şudur: İnsanoğlu, kendisini aşırı tamahkarlığa kaptırınca basireti kapanarak gerçeği idrak edemez oluyor ve olmayacak şeyi olabilir gibi görüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/olmayacak-seye-inanma/">Olmayacak şeye inanma</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ya Cennete Giremezsem</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/ya-cennete-giremezsem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:14:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye ve Anılar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24286</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbrahim Ethem Hazretleri bir gün hamama girmek istemiş. Hamamın sahibine: ‘‘Param yok, hamama girmeme müsaade etmez misiniz?’’ demişti. Hamamcı parasız hamama girilmez diyerek hamama sokmadı. İbrahim Ethem Hazretleri ısrar etti ise de hamamcı kabul&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/ya-cennete-giremezsem/">Ya Cennete Giremezsem</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>İbrahim Ethem Hazretleri bir gün hamama girmek istemiş. Hamamın sahibine:</p>
<p>‘‘Param yok, hamama girmeme müsaade etmez misiniz?’’ demişti.</p>
<p>Hamamcı parasız hamama girilmez diyerek hamama sokmadı. İbrahim Ethem Hazretleri ısrar etti ise de hamamcı kabul etmedi.</p>
<p>Boynu bükük olarak hamamdan ayrılan İbrahim Ethem Hazretleri, öyle yüksek bir sesle bağırdı ki yer gök inledi… Bu sesi duyan halk, ağlamakta olan İbrahim Ethem Hazretleri’nin başına toplanıp:</p>
<p>‘‘Bu kadar feryada hacet yok, hamam parasını biz verelim de ağlama!’’ dediler.</p>
<p>İbrahim Ethem Hazretleri toplanan kalabalığa şöyle seslendi:</p>
<p>‘‘Ey ahalî! Siz, benim hamama giremediğim için mi ağladığımı sanıyorsunuz? Ben hamama giremediğim için ağlamıyorum.</p>
<p>Ben, dünyada iken parasız hamama bile sokmuyorlar… Ya ahirette de senin cennete girecek bir amelin yok diye kapıdan geri çevrilirsem halim ne olur? diye ağlıyorum… Çünkü salih ameli olup oraya girmeyi hak etmeyenleri içeri sokmayacaklar’’</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/ya-cennete-giremezsem/">Ya Cennete Giremezsem</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dişlerim</title>
		<link>https://www.basucuyazilari.com/dislerim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[BasucuYazılari]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 21:11:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fıkralar]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.basucuyazilari.com/?p=24187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk bir kış akşamı, Mc Donalds&#8217;ın kapısından içeri yaşlı bir amcayla teyze girmişler, bir masaya oturmuşlar&#8230;. Derken amca kasaya gidip 1 hamburger, 1 büyük boy patates ve bir büyük Cola almış&#8230;. Elinde tepsiyle masaya&#46;&#46;&#46;</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/dislerim/">Dişlerim</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk bir kış akşamı, Mc Donalds&#8217;ın kapısından içeri yaşlı bir amcayla teyze girmişler, bir masaya oturmuşlar&#8230;. Derken amca kasaya gidip 1 hamburger, 1 büyük boy patates ve bir büyük Cola almış&#8230;.<br />
 Elinde tepsiyle masaya dönmüş, hamburgeri ikiye Bölerek yarısını teyzenin önüne koymuş, sonra bütün patatesleri tek tek sayarak onlarında yarısını teyzeye vermiş, sonra Cola kutusunu da ortaya koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor sonra da teyze bir yudum alıyormuş.
</p>
<p>Herkes ne tatlılar, iki tonton buraya gelmişler, bir <a href="https://www.basucuyazilari.com/tag/kisilik/" class="st_tag internal_tag " rel="tag" title="kişilik">kişilik</a> yemeği ikisi yiyorlar zavallıcıklar diye onları izliyormuş. ..Derken bir de bakmışlar ki teyzenin önünde hamburgerle patatesler olduğu gibi duruyor, kocasının afiyetle yemek yiyişini seyrediyor arada bir de Cola&#8217;dan bir yudum alıyormuş&#8230; Sonunda orda çalışanlardan biri dayanamamış, yanlarına gitmiş:</p>
<p>&#8211; Affedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadım lütfen izin verin size bir menü kendim ısmarlayayım&#8230;</p>
<p>Yaşlı amca:</p>
<p>&#8211; Teşekkür ederiz ama biz halimizden memnunuz&#8230; 60 yıldır evliyiz ve her şeyimizi işte böyle paylaşırız demiş&#8230; Bunun üzerine genç adam teyzeye dönmüş:</p>
<p>-Peki ama teyzeciğim, siz neden hamburgerinizi patateslerinizi yemiyorsunuz, neyi bekliyorsunuz?</p>
<p>Yaşlı teyze kocasını göstererek cevap vermiş :</p>
<p>-Dişleri&#8230;!! Bekliyorum</p>
<p>The post <a href="https://www.basucuyazilari.com/dislerim/">Dişlerim</a> appeared first on <a href="https://www.basucuyazilari.com">Başucu Yazıları</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
