Category: Hikaye ve Anılar
Çok yaramaz bir çocuktum. Mahallenin altını üstüne getirir, komşuları her akşam binbir şikayetle kapıya getirirdim. Zavallı babam o günde annemle hastaneden gelir gelmez kapıdaki komşuları görünce ve onlardan binbir şikayet işitince küplere binmiş bana...
Alimlerden biri, talebesi ile gezerken, bir tarlanın yanındaki ağaçlardan birinin altında eski bir çift ayakkabı gördüler. Belli ki civarda çalışan birisinin ayakkabısıydı. Talebe : “Hocam bu ayakkabıyı saklasak da, sahibi geldiğinde ayakkabısını bulamayınca, o...
Çinde, evliliğinden çok uzun zaman sonra bir oğlu olur adamın. Elli beş yaşındadır o yıllarda adam.Öyle çok severki oğlunu.Mutlu olsun diye elinden ne geliyorsa yapar. Eşi bir trafik kazasında ölünce, küçük yaştan itibaren hem...
Askerin üstünü başını görseniz ağlardınız. Ağustos ayı. Hava kavurucu sıcak. Otlar iyice kavrulmuş, cayır cayır yanıyor. Ayağımız çıplak. Yanan otları ayağımızla söndürüyor, oraya çöküp düşmana ateş ediyoruz. Sivrihisar’a yakın bir yerde mola verdik. Gece...
Devlet okullarında çalışan ve sınıfı olmayan bir öğretmene hastanelerde yatmakta olan çocukları takip etme görevi verilmiş. Okuldan uzak kaldıkları dönemde derslerden geri kalmamaları için onları çalıştırması gerekiyormuş. Bir gün bir çocuğu ziyaret etmesi konusunda...
Akıllı iki kız kardeş varmış, bilgiye açlarmış ve okullarındaki, etraflarından aldıkları bilgi yetersiz olmuş. Yörelerindeki en büyük bilgeye gitmeye, ondan da bilgi almaya karar vermişler. Bilge adam kızların sorduğu bütün soruları bilmiş. Kızlar daha...
Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi: “Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı...
17 ARALIK 1926 Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet döneminin sağladığı imkânlarla Türkiye’de Şeker Fabrikaları kurma teşebbüsleri gerçekleştirildi. Büyük Zaferin kazanılmasının üzerinden henüz altı ay geçmişken ilk ciddi teşebbüs Uşak’lı Molla Ömeroğlu Nuri (Şeker) adında...
Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti. Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate...
Avucumuzda sıkı sıkı tutarken ısıttığımız, simit ya da gazoz karşılığı cam tezgahın üzerine bırakıverdiğimiz demir paralardan birinde onun yüzünün çizgileri vardı. Devlet adamı ya da tanınmış bir kişi olmaksızın, Cumhuriyet tarihimizde bir paraya resmi...
Hikaye 1936 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gitmeleriyle başlıyor. Öğretmenler piknik yaparken keçilerini otlatan küçük bir çoban çocukla karşılaşır. Çobanı yanlarına davet edip çay ikram ederler ve ismini sorarlar. Küçük çoban ürkek...
Bir bürokrat, görevli olarak şehirden kasabaya giderken yolda sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş. Nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş.. – “İmdat, Boğuluyorum. Kurtarın beni!” diye bağırmaya başlamış.. O sırada yakınlardan geçen bir...
Geri gelsin 6 kardeş oturduğumuz sofralar.. Aynı tabak çanaktan yemelerimiz.. Geri gelsin sen evde yokken evi temizleyip seni mutlu ettiğimiz günler.. Geri gelsin otuzlu yaşların.. Soba yakmanı özledim anne.. Biz yataktayken daha sobanın külünü...
Holding in sahibi de her sabah ve akşam gelip geçer iken kambura, -“Günaydın kambur , iyi akşamlar kambur , nasılsın kambur , işler nasıl kambur..?“ diye seslenirmiş . Seneler sonra bir sabah “ günaydın...
Babam kaç gündür hasta yatıyordu, bilmiyorum. Konutumuzun bir odası vardı, mutfağımız banyomuz, oturma odamız, yatak odamız… Yerde yatardık. Babam duvarın yanında yatardı. Yine orada yatıyordu. Babamın yatması demek, eve hiç para girmiyor demekti. Zaten...
İbrahim Ethem Hz, tacı tahtı terk ediyor, Seneler sonra Kendi YAPTIRDIĞI camide yatsı Namazı kılıyor, Dışarıda kar hava çok soğuk, “Şurada kıvrılayım da sabah olunca giderim” diye düşünüyor, Caminin bekçisi geliyor! “Ne yapıyorsun” diyor...
Padişah, vezire sorar: – Vezir !İstanbul’da evliya var mı? – Aman padişahım, İstanbul evliya yatağı olarak bilinir, evliya olmaz mı hiç! – Öyleyse bir kaç tanesini ziyaret edelim. – Sultanım, arzu ederseniz tebdil-i kıyafet...
İbrahim Edhem Hazretleri, bir gece hanımıyla kuş tüyü yatakta yatarken kendisini rahat hissetmiş olacak ki, «hanım cennette de seninle böyle beraber olsak» dedi. Tam bu sırada sarayın tavanında bir ayak sesi işitildi. Tavanda bir...
Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni akşam yedikleri değil, uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi. Bugün 2 yıldır sürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti. Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı. ‘Bitmeli dedi içinden,...
Günahkâr bir adamdı, ayık gezmezdi. Bütün bir köy halkı yaka silkiyordu adamdan, ‘ ölse de, kurtulsak ‘ diyorlardı. Bir karısı vardı bu adamın, bir de kendisi. Hiç çocukları olmamıştı. Köy halkı böyle bir adamın...